TORTUM tortum@tortum.com     
 
   chat
Arama :
   Takvim
    ANA SAYFA

Değerli Tortum sevdalısı kardeşlerim, özellikle gurbetteki arkadaşlarımıza Güzel Tortumumuzdan bir soluk hava olması dileğiyle bu kez teker teker köylerimizi ele aldım. Elbette 5 mahalle ve 47 köye yazılan bir şiirin aynı anda yayınlanması okuyucuları sıkacaktır. Bu yönüyle parça parça yayınlamayı uygun buldum.
Yola Erzurum'dan çıkarak yazmaya başladım ve sırasıyla gittim. Bu seferlik Yukarı Sivri'de mola verdik. İkinci bölümde bakalım önümüze hangi köylerimiz çıkacak?
Herkese selam, sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum.

TORTUM SEVDASI
Sıladan gurbete düşen yiğidi
Buram buram yakar Tortum sevdası
Hasret ateşiyle pişen yiğidi
Nur gölünde yıkar Tortum sevdası

Yönümü çevirdim Kutsal Vadi’ye
Özlemim bohçamda dosta hediye
Gurbet ellerinde ölürüm diye
Boğazımı sıkar Tortum sevdası

Akçur’dan aşağı havam bir başka
Evim bir başkadır, yuvam bir başka
Derdime sunduğu devam bir başka
Oluk oluk akar, Tortum sevdası

Kargapazarı’na sırtı dayanmış
Yumaklı sarıya, ala boyanmış
Baratap’ta bahar yeni uyanmış
Her yan mantar kokar, Tortum sevdası

Temmuz sıcağında Tuzla bir hoştur
Havuzlar bembeyaz yüzle bir hoştur
Aşıma kattığım tuz’la bir hoştur
Kini tuzla yıkar Tortum sevdası

Yumaklı’ya karşı vakur Akbaba
Arpayı, buğdayı savurur yaba
İneği, koyunu gelmez hesaba
Dağı taşı söker Tortum sevdası

Taşbaşı inince İd’in düzüne
Kader güler oldu halkın yüzüne
Çocukların geldi takat dizine
Belimizi büker Tortum sevdası

İnip Eğriler’den vardım Aktaş’a
Hasretini yazdım pul’dan bir taşa
Selam olsun gurbetteki gardaşa
Dilime bal, şeker Tortum sevdası


Kireçli’ye varan yollar puslanır
Narman’a alçıdan dağlar yaslanır
Köyünden uzakta kirpik ıslanır
Nice beller büker Tortum sevdası

Devri’nin dibinde yatar Taşoluk
Kanlı gölde farklı yetişir balık
Suyu tüm Tortum’a verirken soluk
Yudum yudum çeker Tortum sevdası

Yamankaya zahmet çekerken kıştan
Tekerleri dönmez çetin yokuştan
Alırken haberin kurt ile kuştan
Engelleri yıkar Tortum sevdası

Çaylıca güneşin battığı yerdir
Canını vatana kattığı yerdir
Altın madeninin yattığı yerdir
Kollara zer çeker Tortum sevdası

Çivilikaya’da sınırı çizdim
Adını güneşe, yıldıza yazdım
Gurbet ellerinde canımdan bezdim
Üstümüze çöker Tortum sevdası

Söğütlü önünde eski hanları
Urut önlerinde dut fidanları
O günleri anan bütün canları
Gözyaşıyla yıkar Tortum sevdası

Dolaştım dağları indim vadiye
Bahçeli’ye selam saldım hediye
Çocukluk yıllarım geçmiştir diye
Buram buram kokar Tortum sevdası

Elması benziyor kıpkızıl güle
Şirin Kaledibi destandır dile
Düştük bu sevdaya biz bile bile
Ruhumuzu yıkar Tortum sevdası

Birkaç mahalleden oluşur Konak
Verimli toprağı altından çanak
Sevda ateşiyle solarken yanak
Bir uzlete çeker Tortum sevdası

Çamlıca’da yazlar bir başka olur
Güreşte avazlar bir başka olur
Ruhani’yle sözler bir başka olur
Name name döker Tortum sevdası

On bir hanelik köy Tatlısu’yumuz
İnsanı gariban, güzel huyumuz
Türkmenlerden gelen asil soyumuz
Ruhumuzu yıkar Tortum sevdası

Meşhur İpek Yolu geçer Çarel’den
Çiftlik göz açamaz tipiden, yelden
Serin sularıyla yunduğum elden
Çağıl çağıl akar Tortum sevdası

Kışın kahvelerde keçi döneri
Sivri’nin dibinden çıkar mermeri
Yukarı Sivri’nin otobüsleri
İlden ile çeker Tortum sevdası

10.06.2009
Bahattin Kızılkaya

TORTUM DESTANI (3)
Tortum Destanı’nı baştan alalım
Uzun Osman ile düşten alalım
Bahardan alalım, kıştan alalım
Tutya, lale, sümbül, süstür Tortum’da

Kaba İdiris’i unutma sakın
Merkez Camisinin yanına bakın
Ne evlat, ne Kardeş kalmadı yakın
Sanki sülalece küstür Tortum’da

Öğretmenim Neşet Turan nerdesin
Söyle şimdi hangi gurbetlerdesin
Cumagilin Mehmet yerini desin
Gidişin yıllarca yastır Tortum’da

Nusret Coşkun göçtü gardaş Hacı’yla
Dert, derman bulmadı yar ilacıyla
Yetim yavruları kaldı acıyla
Yaramıza tuzu bastır Tortum’da

Nurettin Efendi vakur adamdı
Hakkı hak bilirdi, inancı tamdı
Evlat acısıyla buram buramdı
Acı da, keder de hastır Tortum’da

Muammer gencecik uçtu kuş olup
Bacı, gardaş, evlat saçını yolup
Her gün damla damla sararıp solup
Hazan rüzgârları estir Tortum’da

Fahrettin Oktay’dan kalmadı eser
Oğlu İbrahim’le karardı seher
Genç yaşında pusu kurmuştu kader
Ufuklar kapkara, pustur Tortum’da

Çolak Mehmet denen simsar var idi
Öğlen yemeğinde dürüm yer idi
“Hadi hemen Erzurum’a” der idi
Resmini duvara astır Tortum’da

Bir mezar taşında adını gördüm
Hoca Oğlu kimdir dostlara sordum
Sıtkı’yla Arif’e fikrimi yordum
Yiğitliğin hala sestir Tortum’da

Terzi Arif amca unutulur mu
Başka ustalarla bir tutulur mu
Kömürlü ütüsü anlatılır mı
Kokusu burnuma istir Tortum’da
***
Gözümün önünde canlandı derken
Aslan Dayı Erıhni’ye giderken
Salih Sayın bize veda ederken
Alın teri ekmek, iştir Tortum’da

Naci’nin gözleri doğuştan kördü
Çok idi efkarı, çok idi derdi
Çalışmayı didinmeyi severdi
Kadere bilenen diştir Tortum’da

Acıyı kederi bastım bağrıma
Tortumlu dermandır gönül ağrıma
Kulak ver kardeşim gel de çağrıma
Döktüğüm sıcacık yaştır Tortum’da

Erkeği yiğittir çelikten bıçak
Güler yüzlüyüzdür, kanımız sıcak
Tüm dost gönüllere açarız kucak
Düşmana çatılan kaştır Tortum’da

Ne tarlamız vardır, ne de ovamız
Mübarek vadide sıcak yuvamız
Bir bayrak, bir vatan kutsal davamız
Uğruna koyulan baştır Tortum’da

Yüreğimiz çarpar Kur’an aşkıyla
Tekbir sedasının ulvi meşkiyle
Dağları aşarız biz bu coşkuyla
Seven gönülleri coştur Tortum’da
Bahattin Kızılkaya
27 Mayıs 2009
(kısmet olursa devam edecek dostlar)

BAHÇELİ’YE AĞIT
Hoştur tabiatı, bahçedir, bağdır
Bir yan Tortum çayı, üç yanı dağdır
Doğum yerim Samsor kutlu otağdır
Elma, armut, vişne, nar Bahçeli’de

İbrahim Çavuşmuş adı ve sanı
Damarımda akar dedemin kanı
Bilinir her köyde adamlık yanı
Kurulu sofrası var Bahçeli’de

Bir diğer dedemse Nevruz Ustaydı
Kara kovan balı daim tastaydı
Kesere, bıçkıya ava hastaydı
Saban, mazı, maran, tar Bahçeli’de

Şaban ile Sırrı emmimdi benim
Acıyı onlarla duydu bedenim
Muzaffer amcama benzerdi tenim
Gel de yaralarım sar Bahçeli’de

Ömrünce yaşadı derdi, tasayı
Çalışırdı yılın on iki ayı
Özlüyorum seni duy Murat Dayı
Sensiz Güney, Cohut, hor Bahçeli’de

Fazılla İbrahim en yaşlı dede
Yıllarca kalmışlar aynı cephede
Şamil’i yad edip rahmet dile de
Yanan kalsın gardaş kâr Bahçeli’de

Şimdi yad edeyim Lıblıb Mehmet’i
Genç yaşta kaybettik oğlu Ahmet’i
Zavallılar çekmiş nice zahmeti
Kuru ekmek ile lor Bahçeli’de

Nazım Dede asla bilmedi bizi
Bilmem kaç yıl ışık görmedi gözü
Hafız Dede hakça söylerdi sözü
Gömüldü toprağa pir Bahçeli’de

Kimisini yokluk salmış gurbete
Yetiştim fukara Haşlak Servet’e
Muğdet Dede, Efilinin Mehmet’e
Heke’yi, kavalı sor Bahçeli’de

Hacı Abdurrahman iyi komşuydu
Onu iyi yapan güzel bir huydu
İşi namaz-niyaz, tarla ve suydu
Üstüne yağıyor kar Bahçeli’de

Hacı Zekeriya mahlede güldü
Adı hafızamda hep öyle kaldı
Yoksulca, mahzunca, garipçe öldü
İnanmazsan bana sor Bahçeli’de

Kotan Ustagilin Yahuza dayı
Hacı Yusuf ile Halit Usta’yı
İçtim galdavarda en güzel çayı
Yorulduysan bir yol dur Bahçeli’de

Keyifçiydi Gazi Topal Feyzullah
Seyfullaf Efendi, hamal Nutullah
Gani gani rahmet eylesin Allah
Hakkı ödenmemiş ter Bahçeli’de

Abdurrahim küçük, Durmuş büyüktü
Evlat acısı bu ağır bir yüktü
Süli Nene nasıl boynunu büktü
Yapıştı göğsüne nar Bahçeli’de

Yusuf Çavuş, Hacı cemal gardaştı
İkisi de birden Yokuş’u aştı
Uzak diye mezarlığa yanaştı
Onların arazi dar Bahçeli’de

Boğuldu İspir’de bir avuç suda
Edemeden ana, babaya veda
Hafız Ömer hıfza dedi elveda
Üstümüze yağar Nur bahçeli’de

Molla Yasin avaz avaz bağırdı
Rüstem Dede Sıdıka’yı çağırdı
Mımıli İbo’nun yükü ağırdı
Emek Bahçeli’de, ter Bahçeli’de

Bastonla gezerdi Ramiz Efendi
Bütün işi ilim, irfan ve fendi
Nihayet Azrail onu da yendi
Onun tarla, çayır, yer Bahçeli’de

Hayati, Özdemir İzmir’de kaldı
Canip’in canını İstanbul aldı
Sabahattin Hoca meçhule daldı
Gidişi yıllardı sır Bahçeli’de

Ahmet Efendi’nin kahve, oteli
Kocalttı günbegün Çolo Cemil’i
Hocagil Mehmet’in o tatlı dili
Altın, elmas, inci, zer Bahçeli’de

Hacı Dursun Ali gitti gideli
Tandırlar satılır oldu vadeli
Söğütlü’den rüzgâr esti eseli
Herkes başka bir şey der Bahçeli’de

Adif ile Bektaş Bursa’ya gitti
Malı-mülkü, evi-barkı da sattı
Ecel geldi ömür orada bitti
Sen sen ol yuvanı kur Bahçeli’de

Hatırlı, mümindi Hacı Abdullah
Bilirdi her şeyde var hikmetullah
Evlat acısını yaşattı Allah
Kederin izini sür Bahçeli’de

Erken gitti bizim fış Hacı Ahmet
Kızdırırdı herkes verirdi zahmet
Yağsın semalardan üstüne rahmet
Kaplasın her yanı nur Bahçeli’de

Batman , Siirt oldu en son durağı
Hanifi köprüden düştü aşağı
Fren mi tutmadı, yok muydu yağı
Bilmem niye söndü far Bahçeli’de

Hak vermedi, mahrum kaldı baladan
Sadık, Ebubekir gitti sıladan
El çektiler evden-barktan, tarladan
Yorganı yatağı dür Bahçeli’de

Gitti Zeki Gürsoy gelmeden bahar
Derdi yoldaş etti Ahmet’e yıllar
Halam dizin döver, saçını yolar
Başını taşlara vur Bahçeli’de

Genç yaşta gidince iki evladı
Kalmamıştı artık hayatın tadı
Şükrü diye kaldı tahtada adı
Taptaze bir mezar gör Bahçeli’de

Ömer şelalede gölde boğuldu
Gencecik bedeni suya yığıldı
Kara haber dört bir yana yayıldı
Diviti, kalemi kır Bahçeli’de
***
Uzak diyarlarda aldım haberi
Şofbenle yazılmış kötü kaderi
Özel Hareketin Koçyiğit eri
Bayrağına kurban ser Bahçeli’de

Terörist kurşunu vız geldi ona
Helal bildi canı, kanı vatana
Gözü yaşlı gelin baba ve ana
Sinan Baysal gibi er Bahçeli’de
***
Canından can katmak isterdi eşi
Erkenden ufukta battı güneşi
Emmi, dayı, ana, baba, kardeşi
Kanayan yarayı sar Bahçeli’de

Alnı secdedeydi, yüzünde nurdu
Gencecik terk etti yeri ve yurdu
İsmail herkesi yaktı kavurdu
Düştü yüreklere kor Bahçeli’de
***
Bir adın Kıvanç’tı birisi Arif
Ne kadar güzeldin, ne kadar zarif
Böyle bir acıyı dil etmez tarif
Hüznünü gönlüme ör Bahçeli’de

Yirmi ikisinde Arif’im gitti
Genç yaşında kara toprağa yattı
Babası İsa’nın umudu bitti
Çınladı feryatla , zar Bahçeli’de

Baban mezarının başında yattı
Ölmeden kabrini yanan uzattı
Kolay değil gardaş giden evlattı
Felek gözün olsun kör Bahçeli’de
***
Gülmeyi severdin, iyi giyerdin
Anlamadım Sıtkı ne idi derdin
Yaprak gibi birden bire sarardın
Yeşil, sarı, kızıl, mor Bahçeli’de

Ocağın on üçü, gün Cumartesi
Kesildi soluğu, sesi, nefesi
Mateme gark etti o an herkesi
Düştü yüreğime kor Bahçeli’de

Yıl iki bin yedi aylardan Ocak
Kanatlanıp uçtu aslan bacanak
Her varışta yürek parçalanarak
Kaldı gözü yaşlı yâr Bahçeli’de
***
Unuturuz tezden geçip gideni
Nedir acep var olmanın nedeni
Ana, baba, bacı, gardaş, dedeni
Akıbeti hayra yor Bahçeli’de

Bahattin maziye sefere çıktı
Her solukta gözlerinden yaş aktı
Fecrin ziyasına umutsuz baktı
Bu gidişle işin zor Bahçeli’de
Bahattin Kızılkaya


NOT: *** İşaretleri arasındaki dörtlükler aynı kişilere itham edilniştir.
Rabbim cümle geçmişlerimize rahmet, mekanlarını cennet eyleye.

TORTUM DESTANI

Nice yiğit geldi geçti bu elden
Anlatmakla bitmez erler Tortum’da
Kokusunu aldım seherde yelden
Türkü türkü kokar yerler Tortum’da

Gözümün önünde canlanan sima
Rahmet diliyorum Hacı Asım’a
Konu-komşu, ahbap, dosta hısıma
Kucak dolu selam derler Tortum’da

Rauf Hocam vardı dillerde adı
Gencecik gitti ya Bülent evladı
Yok be Hocam sensiz Tortum’un tadı
Ruhuna Fatiha korlar* Tortum’da

İsmail Pehlivan, Aşurun Cemal
Hani Neşet Güner, ya Sefer Ünsal
Nerde Kotol Yasin , Kırmacı Kemal
Birer birer gitti Sur’lar Tortum’da

Hüsnü Usta kaldı tahtalarda iz
Buruk anıları yâd ederken biz
Hüseyin Usta’yı gördünüz mü siz
Saim Zil’i usta derler Tortum’da

Nur yüzlü müftüydü Yahya Sevindik
Gidişinin arkasından dövündük
Tortum Çayı gibi çağladık dindik
Saklı daha nice sırlar Tortum’da

Her biri birine sanki öz kardeş
Sefildi, mazlumdu İbrahim Güneş
Abdullah Korkmaz’dı meleklere eş
Daha niceleri varlar Tortum’da

Ahmet Aydın, Muhlis Çavuş işte mi?
Naim Çakmak, Ahmet Erkan düşte mi?
Zakir Evcan evin Bebek taş’ta mı?
Sokaklar, caddeler darlar Tortum’da

Mehmet Fıratoğlu, Bünyamin Özler
Gencecik gittiler yaşlıdır gözler
Mustafa Ertaş’a yetmez ki sözler
Tansiyon yukarı fırlar Tortum’da

Kendi silahıyla vuruldu Nedim
Alamalut’ta ağıt, şivan dinledim
Ey güzel Tortum’um, ey kutsal vadim
Dere, tepe, yamaç, yarlar Tortum’da

Dursun Er’le bizim Fiko gittiler
Beylerin Ülker’i acep nettiler
Sadi Beyler evleri de sattılar
Vardır daha nice Mirler Tortum’da

Korkardım çocukken gördüğüm zaman
Yiğitti, deliydi Rauf Pehlivan
Felek Neşet’e de vermedi aman
Tükenirken dizde ferler Tortum’da

Terzi Mevlit Usta, Muammer Ada
Eremeden gitti O da murada
Cümbüşün sesleri inler semada
Oynanır halaylar, Bar’lar Tortum’da

Murtaza Mustafa kalıf’ı netti
Zeki Uzun, Talip ardından gitti
Mevsim kışa erdi bağ bahçe bitti
Yağar üstümüze karlar Tortum’da

Hasan Ağa yiyip yiyip doymazdı
Yemediğin kendi malı saymazdı
Yarına bir lokma ekmek koymazdı
Yağda kırk yumurta yerler Tortum’da

Mal-mülk biriktirmiş Faik Efendi
Kimisi satıldı, kimisi yendi
Aslan yuvasına çakallar kondu
Zararlar Tortum’da, kârlar Tortum’da

Esnaftı Zillerin Kemal ve Ahmet
İbrahim Amcamız çok çekti zahmet
Zeki Cumagil’e koptu kıyamet
Şimşekler bir başka gürler Tortum’da

Hatırla İbat’ı, oğlu Cevdet’i
Lezzetliydi Kasap Cemal’in eti
Döverdi Nejmi’yi Samsorlu Feti
Mehmet, İlyas, Paşa varlar Tortum’da

Ertürk Umutlu’yu herkes severdi
Gülerdi yüzüme, gubani derdi
Öztürk Umutluyla aynı kaderdi
Sevenleri şimdi birler Tortum’da

Süleyman Kırmacı genç bir fidandı
Çoluğu-çocuğu ateşe yandı
O zalim dert bilmem nerden uyandı
Nicesini aldı ur’lar Tortum’da

Kazım Akosman’la tütün sarardık
Bir kâğıdı ortasından yarardık
Vakit geldi tütün gibi sarardık
Yak hele bir tane, sar’lar Tortum’da

Emir Hak’tan gelir, yaşa bakmıyor
Bahara bakmıyor, kışa bakmıyor
Damla damla akan yaşa bakmıyor
Hicranla ağlayan yar’lar Tortum’da

Başlayım sözüme kaldığım yerden
Haber vereceğim görün kimlerden
Açılır inşallah gözünde perden
İmanlı yetişir kullar Tortum’da

Hakk’ı söyler Kur’an okurdu dili
Yemyeşil Tortum’un tevazu gülü
Tanıyanlar bilir Hacı Adil’li
Kırklarla söyleşir diller Tortum’da

Mehmet Ali, Mahmut, Zihni Pehlivan
Erıhni’den çıkar ince bir duman
Sarı öküz çiftte yattığı zaman
Kamçıyı desteler eller Tortum’da

Yıllarca dolaştı, düştü gurbete
Ecel geldi bindi motosiklete
Celal melek gibi uçtu rahmete
Eser hazin hazin yeller Tortum’da

Amcamız bilirdik hep onu bizler
Koca çınar Hacı İsmail Özler
Bitince Fatiha, dildeki sözler
Kalkar bir duaya eller Torum’da

Şakası bol idi bazen söverdi
Tortum, sucu diye onu överdi
Rasim Sayın durmaz taban döverdi
Onu iyi bilir yollar Tortum’da

Hamit Bey törende ata binerdi
Çatma’nın önünden geri dönerdi
Kimisi çok sever, kimi kınardı
Yerlerinde eser yeller Tortum’da

Hüsamettin Erbay Müdür Tekel’de
Fotoğrafçı Yaşar kaldı bu elde
Hep doğru yürüdü çizdiği yolda
Davasından kalan küller Tortum’da

Toto Hüsamettin keserdi döner
Fahrettin Oktay’dan var mı bir haber
Şefik Dayı’yı da yok etti kader
Evlerinde eser yeller Tortum’da

Kollarında siyah bezler olurdu
Yolun ortasına resim alırdı
Anlamazsa yüzen bakıp kalırdı
Mustafa Ayık’ın piller Tortum’da

Çok iyi tanımam Yaşar Oktay’ı
Baki Akbulut’u, Mümin Usta’yı
Sorup sual etmek gerek hastayı
Sımsıkı sarılsın kollar Tortum’da

İzinli gelmişti her iki asker
Hüzün yağıyormuş göklerden meğer
Bayramı görmedi Erçin, Muammer
Kızıla boyandı yollar Tortum’da

Nedim Kutlu gitti sülfü hayattan
Terk etti dünyayı koptu avrattan
Fırının üstünde ikinci kattan
Götürdü meçhule eller Tortum’da

Müezzin Hüseyin Kıldı salayı
İlhan Ünal buldu Hak Teala’yı
Gurbet bitti o gün buldu sılayı
Buram buram kokar güller Tortum’da

Büyük acı tattık iki baharda
İki körpe yavru gitti sularda
Bakiyle Mustafa kaldılar zarda
Bir başka zalimdir seller Tortum’da

Çilelerle gitti Gardiyan Nazım
Herhalde sırada Kotol’un Kazım
Rasim Bey var ama neyime lazım
Azrail bir fırsant kollar Tortum’da

Ünsal taklit eder Patoş Osman’ı
Elbet bu da işin başka bir yanı
Hacı Zil’in dondu damarda kanı
Mahzun kaldı çizme, beller Tortum’da

Sevgili müdürüm, ey kadim dostum
Zakir Hocam ben de elliye bastım
Maziyi aynanın önüne astım
Çalmıyor okulda ziller Torum’da

Söyleyin dostlarım kimi unuttum
Ben, dediğim gibi sözümü tuttum
Maziyi hüzünle, sazla uyuttum
Dertli dertli çalar teller Tortum’da

Köyleri unuttuk merkezde kaldık
Maziyi yad edip efkara daldık
Fatiha okuyup sevaplar aldık
Yağar üstümüze nurlar Tortum’da

Şimdilik bu kadar, sözde bitmedim
Kaledibi, Samsor, Os’a gitmedim
Nohurtap, Liskav’ı hele katmadım
Bahattin hepsini tur’lar Tortum’da

Bahattin Kızılkaya
03.05.2009/Erzurum

Tortumda Belediye başkanlığına adaylığını koyan Sayın Belediye başkan adayları, şayet Tortum için bir projeniz varsa burdan yayınlamaya hazırız.Yanlız belediye başkanı seçilen sayın belediye başkanımızın projesi 5 yıl boyunca siteden yayınlanacaktır. Belediye başkan adaylarımızın dikkatine !!!!!

Tortum’un Yüz ölçümü 1484 km2 dir. 2000 sayımına göre nüfusu 34.100 kişi dolayındadır. Km2 başına yaklaşık 23 kişi düşer. İlçeye bağlı 4 belde ve 47 köyü mevcuttur. Beldelerimiz Bağbaşı,Pehlivanlı, Şeyyurt ve Yukarı Katıklı dır. Köyler genellikle küçük vadiler boyunca yer alırlar.

İlçe toprakları Erzurum-Artvin yolu üzerinde dağlık ve derin vadilerle yayılmış bir arazi üzerindedir. İlçenin Erzurum’a doğru yer alan güney kesimlerinde halkın başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır. Tabii çayır ve mera alanları aşırı otlatma yüzünden büyük ölçüde tahrip olmuştur. Vadi tabanlarında yer alan kesimlerde meyvecilik yapılır son yıllarda modern usüllerle yapılan meyvecilik gelişme kaydetmiştir.

Tortum ilçesi tabiat güzellikleri bakımından çok meşhurdur. Vadiler boyunca yer alan köyler meyve bahçeleri ve eşsiz güzelliklere sahiptir. İlin en kuzey ucunda yer alan tortum gölü ve şelalesi eşsiz tabii güzelliği ile yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeridir.

www.tortum.com 

1-14 | 15-28 | 29-33


Onay Kodu:
 
   Ziyaretçi Defteri
Halis AKTOPRAK
Sayın Tortumlular, Sizleri yıllardır sabırla izlemekteyim. (Haşa enaniyet yapmaktan Allah\'ıma sığınırım) ben bu memleketten nasıl çıktım diye düşünüp duruyorum. ben dedikodu bilmem, yalan söylemem, içki içmem, kimsenin namusuna dolanmam veya elin karısının kızının dedikodusunu yapmam, kul hakkı yemem, kendini bir şey zanneden hiçbirşeylerden olmadım olmam, tembelliği marifet sanmam, korkak değilim, kin tutmam, DİN TİCARETİ YAPMAM, münafık değilim. dolayısıyla benim Tortumlu olmam sözkonusu bile olamaz. biraz ağır ifadeler kullandığımız farkındayım kusuruma bakın. çünkü cennet memleketimde itibar görenler yukarıda saydığım özellikleri taşıyanlardır. kendi halinde hayatını yaşayan, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan insanların ezilmeye çalışıldığıı görünce içim kanıyor, insanlığımdan utanıyorum. üç kuruşluk menfaat için bugüne kadar ilçemizin geleceğini satanlar bugün birilerinin eline mühür vererek onları Süleyman yapmış, geleceğini prangalamış zindana atmış sonra da çıkıp \"biz işsiziz, Tortumgeri kaldı, vb. \" feryatlar koparıyorlar. Tortum\'da güzel bir iş kurup da insanlara hizmet eden birileri çıkmaz, çıkanlar ya da teşebbüs edenler ortaya çıktıklarına pişman edilirler. Yıllar önce bana da gelmiş işsiz gençleri tespit etmeye çalıştıklarını elirtmiş imza kampanyalarına katılmam için destek istemişlerdi. o insanlar halen daha işsiz. ve siz Tortumlu hemşerilerim Haydar Aliyev Azerbaycan\'ı gibi şiirle müzikle sanatla oyalanıyorsunuz. Sanat önemli elbet ama daha önemli kavramlar ortaya çıktığında bu etkinlikler ertelenebilir. Ben Ebulfeyz Elçibey Azerbaycan\'ı gibi önce özgürlük, sonra kalkınma, kültür, medeniyet, çağdaşlık, iş, aş, isteyen ve çocuklarının geleceğini garantiye almaya çalışan bir anlayış geretiğini düşünüyorum. ama Elçibeyler ölür veya öldürülür, fazla yaşamaz veya yaşatılmaz. çünkü onlar birtakım insancıklara boyun eğip şahsi çıkarlarını düşünmezler. inandıkları değerler uğruna mücadele ederler. gelelim mevzuya: Tortum\'da taş üstüne taş koymaya çalışanların başına gelmeyen kalmadı.bunu yapanlar da Tortum\'un dibine dinamit ko-yanlar oldu. Tortum sahipsizliğinin kurbanı oluyor. Mevcut belediye ve yöneticiler iki dönemdir Allah aşkına ne yaptılar ve sizler Tortumlu olarak ne yaptınız? Tortum bir sürü sıkıntıyla boğuşurken neden memleketinize sahip çıkmıyorsunuz veya çıkanlara destek vermiyorsunuz? Tortum\'un neden bir gazetesi yok? neden Naci hocaların çıkardığı gazete yarı yolda kaldı bundan yaklaşık 15 sene önce? neden Doç. Dr. Dilaver DÜZGÜN hocamızın öncülüğünde çıkan Çağlayan Gazetesi 3 sayı çıkarabildi de devamı gelmedi? belediye başkanına neredeyse yalvardılar bize destek olun diye. neden belediye destek olmadı? o gazetede Üniversitedeki hocalarımızın Tortum\'la ilgili projeleri vardı. bilenler yazıyor ve bedava dağıtıyorlardı gazeteyi. sadece baskı parasına destek olunmasını istemişlerdi. karşılığında projelersundular Tortum hakkında. Tek dertleri Tortum\'u kalkındırmaktı. Tortumlu istemedi. Ben Büyük bir proje hazırladım kimse destek olmadı. Tortum Cağ Kebabına sahip olun dedik Hasan ÇAKMAK SAHİP ÇIKMADI. (Dışarıda Oltu Cağ Kebap olarak biliniyor)Oltunun meydanına kebap kesen usta heykeli dikmişler. O da elimizden gidiyor. Tortum Şelalesi Uzundere\'ye kaldı. ne var elimizde Allah aşkına? kim sahip çıkacak bu memlekete? geçenlerde burada beni sevindiren bir haber okumuştum. nihayet birileri çıkıp bu memleket için taş üstüne taş koyacak demiştim. çaybahçesi ve piknik yeri açılacağını öğrenmiş mutlu olmuştum. araştırdım adamlara belediye başkanımız su vermiyormuş. bu ne mantık? bu mantkla nereye gidiyoruz Allah aşkına? Tortum\'u insanlara unutturmak için sanki özel bir gayret sarfediliyor. Buradan başkanımızı seslenmek istiyorum: Artık bu memleket için birşeyler yapmaya çalışan insanlara ağzınızdan düşürmediğiniz Allah aşkına destek verin, köstek olmayın. kul hakkına girmeyin. bırakın Tortum\'un ismi duyulsun. bir şey yapmıyorsanız yapanlara engel olmayın. Gurbetteki Dostlar, Gelin memleketinize sahip çıkın. oralarda gördüğünüz güzellikleri gelin memleketinizde hayata geçirin. memleketlilik tanışmakla değil birlikte çalışmakla olur. saygılar sunarım...
Rafet YILMAZ
Sevgili Bahattin hocam hadi artık devamı gelsin tortum şiirlerinin konak kaledibi bahçeli ve çamlıcalılar seni bekliyorlar eminim selam ve sevgiler
koksal koksal025@hotmail.com
hafta sonu mhp tortum ilçe kongresi yapılcak bıldığım kadarıyla; ilçemıze sıyası açıdan hayırlı uğurlu olmasını dılıyorum aday olan Azız ve ılhan kardeslerımede basarılar dılıyorum yanlız benım anlamadığım ılhan bey kardesım ve onu destekleyen arkadaslarımız ıkı donemdır akp yı ve adayını desteklmedılermı nıye şımdı aday olmayı dusunuyorlar etık olarak akp kongresını bekleyıp akp ilçe baskanlığına adylıklarını koysalardı daha ıyı olmazmıydı.ıkı donemde de mhp adaylarını desteklmeyerek akpnın değirmenıne su tasıyan bu arkadaslarım bence bu davranısları hıçte şık değil. MHP kımsenın tekelınde değil ama ınsan herzamn dık bır durus sergılemelı.yada seçim zamanlarında yalan soyleyerek ben ulkucuyum dıyerek oyunu akpye verenler yada bıtane oyunu verrek gunah çıkarıp sabahlara kadar akpnın seçımleri kazanması ıçın varınıyoğunu sarfedenler yada aday adayı olup veya mhpden encumenlık basvurusu yapıp akpye çalısan arrkadaslarım nıye akpden aday olmaya çalısmıyorlar yoksa kendılerıne orayı yakıstırmıyorlarmı benım soylemek ıstedığım tek sey var arkadaslar belkı sızden yasım kuçuk ama en azından safım bellı sızzse safınızı bıle bellı edemıyor mhp tortum ilçe baskanlığını yonetımını ele geçırmeye çalısıyorsunuz dıyelımkı geçırdınız ya gonullerı nasıl ele geçıreceksınız.ınsan her ne olursa olsun hayatın her asmasında dık durus sergılemelı karınca mısalı safını bellı etmelıdır ınsanlığa yakısan da budur . koksal025@hotmail.com
Rafet YILMAZ
Sevgili S . BOZKURT Muhtemelen sinan kardeşim nasılsın nerelerdesin uzun zaman oldu görüşmeyeli en son Tortumda görüşmüştük zannedersem Şiir insanın yoğun zamanlarındaki duygularını olduğu gibi kaleme alması gibi bir şeydir aslında iyisi kötüsü de yoktur bence önemli olanın mesele ile ilgili düşüncenin yapmacıksız ve samimi olarak dillendirilmesidir dolayıyla senin şiirinde aynı samimiyeti içeriyor Tertemiz yüreğinle her zaman mutlu ol sevgi ve selamlarımla
S.Bozkurt
Merhabalar,internette gezinirken tesadüfen bu siteğe rastladım.Çok beğendim,duygulandım,geçmişe gittim.Değerli büyüyüm Rafet Abiyi bu vesileyle kutluyor,selamlarımı iletiyorum. Şiir yazmaya hiç kabiliyetim yok.Geçmişte Annemin rahatsızlanması nedeniyle üzüldüm,duygulandım.Birşeyler karalamaya çalıştım.Bunu sizlerle paylaşmak istedim. ANAM Dün gene sordum,hayat nasıl gidiyor? Oğul,karnımda sanki çocuk yatıyor. Bazen iyiyim,bazen ağrı tutuyor, Ne bileyim sanki ömür bitiyor. Köye gideyim,sohbet edeyim, Dünya benim olsa, artık nideyim. Anam Köyde yok,nasıl edyim! Daha kimim var,nere gideyim. Sanki ,gündüzüm gece oldu, Yüreğim acıdı,hicranla doldu. Akşamı beklemezken,gecemi oldu? Yolculuk başladı,güllerim soldu. S.Bozkurt
Oku || Yaz
   Hava Durumu
|| ANA SAYFA || COĞRAFİ DURUMU || BELDELERİMİZ,KÖYLERİMİZ VE İRTİBAT ADRESLERİ || ZİYARETÇİ DEFTERİ || RESİM GALERİSİ || NOSTALJİ || SİZİN ŞİİRLERİNİZ || TORTUMDAN BAKIŞ (Bahattin KIZILKAYA) || GURBETTEN SILAYA (Rafet YILMAZ) ||
   Tüm Hakları TORTUM tortum@tortum.com 'na Aittir. © 2009