Değerli Tortum sevdalısı kardeşlerim, özellikle gurbetteki arkadaşlarımıza Güzel Tortumumuzdan bir soluk hava olması dileğiyle bu kez teker teker köylerimizi ele aldım. Elbette 5 mahalle ve 47 köye yazılan bir şiirin aynı anda yayınlanması okuyucuları sıkacaktır. Bu yönüyle parça parça yayınlamayı uygun buldum. Yola Erzurum'dan çıkarak yazmaya başladım ve sırasıyla gittim. Bu seferlik Yukarı Sivri'de mola verdik. İkinci bölümde bakalım önümüze hangi köylerimiz çıkacak? Herkese selam, sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum.
TORTUM SEVDASI Sıladan gurbete düşen yiğidi Buram buram yakar Tortum sevdası Hasret ateşiyle pişen yiğidi Nur gölünde yıkar Tortum sevdası
Yönümü çevirdim Kutsal Vadi’ye Özlemim bohçamda dosta hediye Gurbet ellerinde ölürüm diye Boğazımı sıkar Tortum sevdası
Akçur’dan aşağı havam bir başka Evim bir başkadır, yuvam bir başka Derdime sunduğu devam bir başka Oluk oluk akar, Tortum sevdası
Kargapazarı’na sırtı dayanmış Yumaklı sarıya, ala boyanmış Baratap’ta bahar yeni uyanmış Her yan mantar kokar, Tortum sevdası
Temmuz sıcağında Tuzla bir hoştur Havuzlar bembeyaz yüzle bir hoştur Aşıma kattığım tuz’la bir hoştur Kini tuzla yıkar Tortum sevdası
Yumaklı’ya karşı vakur Akbaba Arpayı, buğdayı savurur yaba İneği, koyunu gelmez hesaba Dağı taşı söker Tortum sevdası
Taşbaşı inince İd’in düzüne Kader güler oldu halkın yüzüne Çocukların geldi takat dizine Belimizi büker Tortum sevdası
İnip Eğriler’den vardım Aktaş’a Hasretini yazdım pul’dan bir taşa Selam olsun gurbetteki gardaşa Dilime bal, şeker Tortum sevdası
Nurettin Efendi vakur adamdı Hakkı hak bilirdi, inancı tamdı Evlat acısıyla buram buramdı Acı da, keder de hastır Tortum’da
Muammer gencecik uçtu kuş olup Bacı, gardaş, evlat saçını yolup Her gün damla damla sararıp solup Hazan rüzgârları estir Tortum’da
Fahrettin Oktay’dan kalmadı eser Oğlu İbrahim’le karardı seher Genç yaşında pusu kurmuştu kader Ufuklar kapkara, pustur Tortum’da
Çolak Mehmet denen simsar var idi Öğlen yemeğinde dürüm yer idi “Hadi hemen Erzurum’a” der idi Resmini duvara astır Tortum’da
Bir mezar taşında adını gördüm Hoca Oğlu kimdir dostlara sordum Sıtkı’yla Arif’e fikrimi yordum Yiğitliğin hala sestir Tortum’da
Terzi Arif amca unutulur mu Başka ustalarla bir tutulur mu Kömürlü ütüsü anlatılır mı Kokusu burnuma istir Tortum’da *** Gözümün önünde canlandı derken Aslan Dayı Erıhni’ye giderken Salih Sayın bize veda ederken Alın teri ekmek, iştir Tortum’da
Naci’nin gözleri doğuştan kördü Çok idi efkarı, çok idi derdi Çalışmayı didinmeyi severdi Kadere bilenen diştir Tortum’da
Acıyı kederi bastım bağrıma Tortumlu dermandır gönül ağrıma Kulak ver kardeşim gel de çağrıma Döktüğüm sıcacık yaştır Tortum’da
Erkeği yiğittir çelikten bıçak Güler yüzlüyüzdür, kanımız sıcak Tüm dost gönüllere açarız kucak Düşmana çatılan kaştır Tortum’da
Ne tarlamız vardır, ne de ovamız Mübarek vadide sıcak yuvamız Bir bayrak, bir vatan kutsal davamız Uğruna koyulan baştır Tortum’da
Yüreğimiz çarpar Kur’an aşkıyla Tekbir sedasının ulvi meşkiyle Dağları aşarız biz bu coşkuyla Seven gönülleri coştur Tortum’da Bahattin Kızılkaya 27 Mayıs 2009 (kısmet olursa devam edecek dostlar)
BAHÇELİ’YE AĞIT Hoştur tabiatı, bahçedir, bağdır Bir yan Tortum çayı, üç yanı dağdır Doğum yerim Samsor kutlu otağdır Elma, armut, vişne, nar Bahçeli’de
İbrahim Çavuşmuş adı ve sanı Damarımda akar dedemin kanı Bilinir her köyde adamlık yanı Kurulu sofrası var Bahçeli’de
Bir diğer dedemse Nevruz Ustaydı Kara kovan balı daim tastaydı Kesere, bıçkıya ava hastaydı Saban, mazı, maran, tar Bahçeli’de
Şaban ile Sırrı emmimdi benim Acıyı onlarla duydu bedenim Muzaffer amcama benzerdi tenim Gel de yaralarım sar Bahçeli’de
Ömrünce yaşadı derdi, tasayı Çalışırdı yılın on iki ayı Özlüyorum seni duy Murat Dayı Sensiz Güney, Cohut, hor Bahçeli’de
Fazılla İbrahim en yaşlı dede Yıllarca kalmışlar aynı cephede Şamil’i yad edip rahmet dile de Yanan kalsın gardaş kâr Bahçeli’de
Şimdi yad edeyim Lıblıb Mehmet’i Genç yaşta kaybettik oğlu Ahmet’i Zavallılar çekmiş nice zahmeti Kuru ekmek ile lor Bahçeli’de
Nazım Dede asla bilmedi bizi Bilmem kaç yıl ışık görmedi gözü Hafız Dede hakça söylerdi sözü Gömüldü toprağa pir Bahçeli’de
Hacı Abdurrahman iyi komşuydu Onu iyi yapan güzel bir huydu İşi namaz-niyaz, tarla ve suydu Üstüne yağıyor kar Bahçeli’de
Hacı Zekeriya mahlede güldü Adı hafızamda hep öyle kaldı Yoksulca, mahzunca, garipçe öldü İnanmazsan bana sor Bahçeli’de
Kotan Ustagilin Yahuza dayı Hacı Yusuf ile Halit Usta’yı İçtim galdavarda en güzel çayı Yorulduysan bir yol dur Bahçeli’de
Keyifçiydi Gazi Topal Feyzullah Seyfullaf Efendi, hamal Nutullah Gani gani rahmet eylesin Allah Hakkı ödenmemiş ter Bahçeli’de
Abdurrahim küçük, Durmuş büyüktü Evlat acısı bu ağır bir yüktü Süli Nene nasıl boynunu büktü Yapıştı göğsüne nar Bahçeli’de
Yusuf Çavuş, Hacı cemal gardaştı İkisi de birden Yokuş’u aştı Uzak diye mezarlığa yanaştı Onların arazi dar Bahçeli’de
Boğuldu İspir’de bir avuç suda Edemeden ana, babaya veda Hafız Ömer hıfza dedi elveda Üstümüze yağar Nur bahçeli’de
Molla Yasin avaz avaz bağırdı Rüstem Dede Sıdıka’yı çağırdı Mımıli İbo’nun yükü ağırdı Emek Bahçeli’de, ter Bahçeli’de
Bastonla gezerdi Ramiz Efendi Bütün işi ilim, irfan ve fendi Nihayet Azrail onu da yendi Onun tarla, çayır, yer Bahçeli’de
Hayati, Özdemir İzmir’de kaldı Canip’in canını İstanbul aldı Sabahattin Hoca meçhule daldı Gidişi yıllardı sır Bahçeli’de
Ahmet Efendi’nin kahve, oteli Kocalttı günbegün Çolo Cemil’i Hocagil Mehmet’in o tatlı dili Altın, elmas, inci, zer Bahçeli’de
Hacı Dursun Ali gitti gideli Tandırlar satılır oldu vadeli Söğütlü’den rüzgâr esti eseli Herkes başka bir şey der Bahçeli’de
Adif ile Bektaş Bursa’ya gitti Malı-mülkü, evi-barkı da sattı Ecel geldi ömür orada bitti Sen sen ol yuvanı kur Bahçeli’de
Hatırlı, mümindi Hacı Abdullah Bilirdi her şeyde var hikmetullah Evlat acısını yaşattı Allah Kederin izini sür Bahçeli’de
Erken gitti bizim fış Hacı Ahmet Kızdırırdı herkes verirdi zahmet Yağsın semalardan üstüne rahmet Kaplasın her yanı nur Bahçeli’de
Batman , Siirt oldu en son durağı Hanifi köprüden düştü aşağı Fren mi tutmadı, yok muydu yağı Bilmem niye söndü far Bahçeli’de
Hak vermedi, mahrum kaldı baladan Sadık, Ebubekir gitti sıladan El çektiler evden-barktan, tarladan Yorganı yatağı dür Bahçeli’de
Gitti Zeki Gürsoy gelmeden bahar Derdi yoldaş etti Ahmet’e yıllar Halam dizin döver, saçını yolar Başını taşlara vur Bahçeli’de
Genç yaşta gidince iki evladı Kalmamıştı artık hayatın tadı Şükrü diye kaldı tahtada adı Taptaze bir mezar gör Bahçeli’de
Ömer şelalede gölde boğuldu Gencecik bedeni suya yığıldı Kara haber dört bir yana yayıldı Diviti, kalemi kır Bahçeli’de *** Uzak diyarlarda aldım haberi Şofbenle yazılmış kötü kaderi Özel Hareketin Koçyiğit eri Bayrağına kurban ser Bahçeli’de
Terörist kurşunu vız geldi ona Helal bildi canı, kanı vatana Gözü yaşlı gelin baba ve ana Sinan Baysal gibi er Bahçeli’de *** Canından can katmak isterdi eşi Erkenden ufukta battı güneşi Emmi, dayı, ana, baba, kardeşi Kanayan yarayı sar Bahçeli’de
Alnı secdedeydi, yüzünde nurdu Gencecik terk etti yeri ve yurdu İsmail herkesi yaktı kavurdu Düştü yüreklere kor Bahçeli’de *** Bir adın Kıvanç’tı birisi Arif Ne kadar güzeldin, ne kadar zarif Böyle bir acıyı dil etmez tarif Hüznünü gönlüme ör Bahçeli’de
Yirmi ikisinde Arif’im gitti Genç yaşında kara toprağa yattı Babası İsa’nın umudu bitti Çınladı feryatla , zar Bahçeli’de
Baban mezarının başında yattı Ölmeden kabrini yanan uzattı Kolay değil gardaş giden evlattı Felek gözün olsun kör Bahçeli’de *** Gülmeyi severdin, iyi giyerdin Anlamadım Sıtkı ne idi derdin Yaprak gibi birden bire sarardın Yeşil, sarı, kızıl, mor Bahçeli’de
Ocağın on üçü, gün Cumartesi Kesildi soluğu, sesi, nefesi Mateme gark etti o an herkesi Düştü yüreğime kor Bahçeli’de
Yıl iki bin yedi aylardan Ocak Kanatlanıp uçtu aslan bacanak Her varışta yürek parçalanarak Kaldı gözü yaşlı yâr Bahçeli’de *** Unuturuz tezden geçip gideni Nedir acep var olmanın nedeni Ana, baba, bacı, gardaş, dedeni Akıbeti hayra yor Bahçeli’de
Bahattin maziye sefere çıktı Her solukta gözlerinden yaş aktı Fecrin ziyasına umutsuz baktı Bu gidişle işin zor Bahçeli’de Bahattin Kızılkaya
NOT: *** İşaretleri arasındaki dörtlükler aynı kişilere itham edilniştir. Rabbim cümle geçmişlerimize rahmet, mekanlarını cennet eyleye.
TORTUM DESTANI
Nice yiğit geldi geçti bu elden Anlatmakla bitmez erler Tortum’da Kokusunu aldım seherde yelden Türkü türkü kokar yerler Tortum’da
Gözümün önünde canlanan sima Rahmet diliyorum Hacı Asım’a Konu-komşu, ahbap, dosta hısıma Kucak dolu selam derler Tortum’da
Rauf Hocam vardı dillerde adı Gencecik gitti ya Bülent evladı Yok be Hocam sensiz Tortum’un tadı Ruhuna Fatiha korlar* Tortum’da
İsmail Pehlivan, Aşurun Cemal Hani Neşet Güner, ya Sefer Ünsal Nerde Kotol Yasin , Kırmacı Kemal Birer birer gitti Sur’lar Tortum’da
Hüsnü Usta kaldı tahtalarda iz Buruk anıları yâd ederken biz Hüseyin Usta’yı gördünüz mü siz Saim Zil’i usta derler Tortum’da
Nur yüzlü müftüydü Yahya Sevindik Gidişinin arkasından dövündük Tortum Çayı gibi çağladık dindik Saklı daha nice sırlar Tortum’da
Her biri birine sanki öz kardeş Sefildi, mazlumdu İbrahim Güneş Abdullah Korkmaz’dı meleklere eş Daha niceleri varlar Tortum’da
Ahmet Aydın, Muhlis Çavuş işte mi? Naim Çakmak, Ahmet Erkan düşte mi? Zakir Evcan evin Bebek taş’ta mı? Sokaklar, caddeler darlar Tortum’da
Mehmet Fıratoğlu, Bünyamin Özler Gencecik gittiler yaşlıdır gözler Mustafa Ertaş’a yetmez ki sözler Tansiyon yukarı fırlar Tortum’da
Kendi silahıyla vuruldu Nedim Alamalut’ta ağıt, şivan dinledim Ey güzel Tortum’um, ey kutsal vadim Dere, tepe, yamaç, yarlar Tortum’da
Dursun Er’le bizim Fiko gittiler Beylerin Ülker’i acep nettiler Sadi Beyler evleri de sattılar Vardır daha nice Mirler Tortum’da
Korkardım çocukken gördüğüm zaman Yiğitti, deliydi Rauf Pehlivan Felek Neşet’e de vermedi aman Tükenirken dizde ferler Tortum’da
Terzi Mevlit Usta, Muammer Ada Eremeden gitti O da murada Cümbüşün sesleri inler semada Oynanır halaylar, Bar’lar Tortum’da
Murtaza Mustafa kalıf’ı netti Zeki Uzun, Talip ardından gitti Mevsim kışa erdi bağ bahçe bitti Yağar üstümüze karlar Tortum’da
Hasan Ağa yiyip yiyip doymazdı Yemediğin kendi malı saymazdı Yarına bir lokma ekmek koymazdı Yağda kırk yumurta yerler Tortum’da
Mal-mülk biriktirmiş Faik Efendi Kimisi satıldı, kimisi yendi Aslan yuvasına çakallar kondu Zararlar Tortum’da, kârlar Tortum’da
Esnaftı Zillerin Kemal ve Ahmet İbrahim Amcamız çok çekti zahmet Zeki Cumagil’e koptu kıyamet Şimşekler bir başka gürler Tortum’da
Hatırla İbat’ı, oğlu Cevdet’i Lezzetliydi Kasap Cemal’in eti Döverdi Nejmi’yi Samsorlu Feti Mehmet, İlyas, Paşa varlar Tortum’da
Ertürk Umutlu’yu herkes severdi Gülerdi yüzüme, gubani derdi Öztürk Umutluyla aynı kaderdi Sevenleri şimdi birler Tortum’da
Süleyman Kırmacı genç bir fidandı Çoluğu-çocuğu ateşe yandı O zalim dert bilmem nerden uyandı Nicesini aldı ur’lar Tortum’da
Kazım Akosman’la tütün sarardık Bir kâğıdı ortasından yarardık Vakit geldi tütün gibi sarardık Yak hele bir tane, sar’lar Tortum’da
Başlayım sözüme kaldığım yerden Haber vereceğim görün kimlerden Açılır inşallah gözünde perden İmanlı yetişir kullar Tortum’da
Hakk’ı söyler Kur’an okurdu dili Yemyeşil Tortum’un tevazu gülü Tanıyanlar bilir Hacı Adil’li Kırklarla söyleşir diller Tortum’da
Mehmet Ali, Mahmut, Zihni Pehlivan Erıhni’den çıkar ince bir duman Sarı öküz çiftte yattığı zaman Kamçıyı desteler eller Tortum’da
Yıllarca dolaştı, düştü gurbete Ecel geldi bindi motosiklete Celal melek gibi uçtu rahmete Eser hazin hazin yeller Tortum’da
Amcamız bilirdik hep onu bizler Koca çınar Hacı İsmail Özler Bitince Fatiha, dildeki sözler Kalkar bir duaya eller Torum’da
Şakası bol idi bazen söverdi Tortum, sucu diye onu överdi Rasim Sayın durmaz taban döverdi Onu iyi bilir yollar Tortum’da
Hamit Bey törende ata binerdi Çatma’nın önünden geri dönerdi Kimisi çok sever, kimi kınardı Yerlerinde eser yeller Tortum’da
Hüsamettin Erbay Müdür Tekel’de Fotoğrafçı Yaşar kaldı bu elde Hep doğru yürüdü çizdiği yolda Davasından kalan küller Tortum’da
Toto Hüsamettin keserdi döner Fahrettin Oktay’dan var mı bir haber Şefik Dayı’yı da yok etti kader Evlerinde eser yeller Tortum’da
Kollarında siyah bezler olurdu Yolun ortasına resim alırdı Anlamazsa yüzen bakıp kalırdı Mustafa Ayık’ın piller Tortum’da
Çok iyi tanımam Yaşar Oktay’ı Baki Akbulut’u, Mümin Usta’yı Sorup sual etmek gerek hastayı Sımsıkı sarılsın kollar Tortum’da
İzinli gelmişti her iki asker Hüzün yağıyormuş göklerden meğer Bayramı görmedi Erçin, Muammer Kızıla boyandı yollar Tortum’da
Nedim Kutlu gitti sülfü hayattan Terk etti dünyayı koptu avrattan Fırının üstünde ikinci kattan Götürdü meçhule eller Tortum’da
Müezzin Hüseyin Kıldı salayı İlhan Ünal buldu Hak Teala’yı Gurbet bitti o gün buldu sılayı Buram buram kokar güller Tortum’da
Büyük acı tattık iki baharda İki körpe yavru gitti sularda Bakiyle Mustafa kaldılar zarda Bir başka zalimdir seller Tortum’da
Çilelerle gitti Gardiyan Nazım Herhalde sırada Kotol’un Kazım Rasim Bey var ama neyime lazım Azrail bir fırsant kollar Tortum’da
Ünsal taklit eder Patoş Osman’ı Elbet bu da işin başka bir yanı Hacı Zil’in dondu damarda kanı Mahzun kaldı çizme, beller Tortum’da
Sevgili müdürüm, ey kadim dostum Zakir Hocam ben de elliye bastım Maziyi aynanın önüne astım Çalmıyor okulda ziller Torum’da
Söyleyin dostlarım kimi unuttum Ben, dediğim gibi sözümü tuttum Maziyi hüzünle, sazla uyuttum Dertli dertli çalar teller Tortum’da
Köyleri unuttuk merkezde kaldık Maziyi yad edip efkara daldık Fatiha okuyup sevaplar aldık Yağar üstümüze nurlar Tortum’da
Şimdilik bu kadar, sözde bitmedim Kaledibi, Samsor, Os’a gitmedim Nohurtap, Liskav’ı hele katmadım Bahattin hepsini tur’lar Tortum’da
Bahattin Kızılkaya 03.05.2009/Erzurum
Tortumda Belediye başkanlığına adaylığını koyan Sayın Belediye başkan adayları, şayet Tortum için bir projeniz varsa burdan yayınlamaya hazırız.Yanlız belediye başkanı seçilen sayın belediye başkanımızın projesi 5 yıl boyunca siteden yayınlanacaktır. Belediye başkan adaylarımızın dikkatine !!!!!
Tortum’un Yüz ölçümü 1484 km2 dir. 2000 sayımına göre nüfusu 34.100 kişi dolayındadır. Km2 başına yaklaşık 23 kişi düşer. İlçeye bağlı 4 belde ve 47 köyü mevcuttur. Beldelerimiz Bağbaşı,Pehlivanlı, Şeyyurt ve Yukarı Katıklı dır. Köyler genellikle küçük vadiler boyunca yer alırlar.
İlçe toprakları Erzurum-Artvin yolu üzerinde dağlık ve derin vadilerle yayılmış bir arazi üzerindedir. İlçenin Erzurum’a doğru yer alan güney kesimlerinde halkın başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır. Tabii çayır ve mera alanları aşırı otlatma yüzünden büyük ölçüde tahrip olmuştur. Vadi tabanlarında yer alan kesimlerde meyvecilik yapılır son yıllarda modern usüllerle yapılan meyvecilik gelişme kaydetmiştir.
Tortum ilçesi tabiat güzellikleri bakımından çok meşhurdur. Vadiler boyunca yer alan köyler meyve bahçeleri ve eşsiz güzelliklere sahiptir. İlin en kuzey ucunda yer alan tortum gölü ve şelalesi eşsiz tabii güzelliği ile yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeridir.
Sayın Tortumlular,
Sizleri yıllardır sabırla izlemekteyim. (Haşa enaniyet yapmaktan Allah\'ıma sığınırım) ben bu memleketten nasıl çıktım diye düşünüp duruyorum. ben dedikodu bilmem, yalan söylemem, içki içmem, kimsenin namusuna dolanmam veya elin karısının kızının dedikodusunu yapmam, kul hakkı yemem, kendini bir şey zanneden hiçbirşeylerden olmadım olmam, tembelliği marifet sanmam, korkak değilim, kin tutmam, DİN TİCARETİ YAPMAM, münafık değilim. dolayısıyla benim Tortumlu olmam sözkonusu bile olamaz. biraz ağır ifadeler kullandığımız farkındayım kusuruma bakın. çünkü cennet memleketimde itibar görenler yukarıda saydığım özellikleri taşıyanlardır. kendi halinde hayatını yaşayan, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan insanların ezilmeye çalışıldığıı görünce içim kanıyor, insanlığımdan utanıyorum. üç kuruşluk menfaat için bugüne kadar ilçemizin geleceğini satanlar bugün birilerinin eline mühür vererek onları Süleyman yapmış, geleceğini prangalamış zindana atmış sonra da çıkıp \"biz işsiziz, Tortumgeri kaldı, vb. \" feryatlar koparıyorlar. Tortum\'da güzel bir iş kurup da insanlara hizmet eden birileri çıkmaz, çıkanlar ya da teşebbüs edenler ortaya çıktıklarına pişman edilirler. Yıllar önce bana da gelmiş işsiz gençleri tespit etmeye çalıştıklarını elirtmiş imza kampanyalarına katılmam için destek istemişlerdi. o insanlar halen daha işsiz. ve siz Tortumlu hemşerilerim Haydar Aliyev Azerbaycan\'ı gibi şiirle müzikle sanatla oyalanıyorsunuz. Sanat önemli elbet ama daha önemli kavramlar ortaya çıktığında bu etkinlikler ertelenebilir. Ben Ebulfeyz Elçibey Azerbaycan\'ı gibi önce özgürlük, sonra kalkınma, kültür, medeniyet, çağdaşlık, iş, aş, isteyen ve çocuklarının geleceğini garantiye almaya çalışan bir anlayış geretiğini düşünüyorum. ama Elçibeyler ölür veya öldürülür, fazla yaşamaz veya yaşatılmaz. çünkü onlar birtakım insancıklara boyun eğip şahsi çıkarlarını düşünmezler. inandıkları değerler uğruna mücadele ederler.
gelelim mevzuya:
Tortum\'da taş üstüne taş koymaya çalışanların başına gelmeyen kalmadı.bunu yapanlar da Tortum\'un dibine dinamit ko-yanlar oldu. Tortum sahipsizliğinin kurbanı oluyor. Mevcut belediye ve yöneticiler iki dönemdir Allah aşkına ne yaptılar ve sizler Tortumlu olarak ne yaptınız? Tortum bir sürü sıkıntıyla boğuşurken neden memleketinize sahip çıkmıyorsunuz veya çıkanlara destek vermiyorsunuz? Tortum\'un neden bir gazetesi yok? neden Naci hocaların çıkardığı gazete yarı yolda kaldı bundan yaklaşık 15 sene önce? neden Doç. Dr. Dilaver DÜZGÜN hocamızın öncülüğünde çıkan Çağlayan Gazetesi 3 sayı çıkarabildi de devamı gelmedi? belediye başkanına neredeyse yalvardılar bize destek olun diye. neden belediye destek olmadı? o gazetede Üniversitedeki hocalarımızın Tortum\'la ilgili projeleri vardı. bilenler yazıyor ve bedava dağıtıyorlardı gazeteyi. sadece baskı parasına destek olunmasını istemişlerdi. karşılığında projelersundular Tortum hakkında. Tek dertleri Tortum\'u kalkındırmaktı. Tortumlu istemedi. Ben Büyük bir proje hazırladım kimse destek olmadı. Tortum Cağ Kebabına sahip olun dedik Hasan ÇAKMAK SAHİP ÇIKMADI. (Dışarıda Oltu Cağ Kebap olarak biliniyor)Oltunun meydanına kebap kesen usta heykeli dikmişler. O da elimizden gidiyor. Tortum Şelalesi Uzundere\'ye kaldı. ne var elimizde Allah aşkına?
kim sahip çıkacak bu memlekete? geçenlerde burada beni sevindiren bir haber okumuştum. nihayet birileri çıkıp bu memleket için taş üstüne taş koyacak demiştim. çaybahçesi ve piknik yeri açılacağını öğrenmiş mutlu olmuştum. araştırdım adamlara belediye başkanımız su vermiyormuş. bu ne mantık? bu mantkla nereye gidiyoruz Allah aşkına? Tortum\'u insanlara unutturmak için sanki özel bir gayret sarfediliyor. Buradan başkanımızı seslenmek istiyorum:
Artık bu memleket için birşeyler yapmaya çalışan insanlara ağzınızdan düşürmediğiniz Allah aşkına destek verin, köstek olmayın. kul hakkına girmeyin. bırakın Tortum\'un ismi duyulsun. bir şey yapmıyorsanız yapanlara engel olmayın.
Gurbetteki Dostlar,
Gelin memleketinize sahip çıkın. oralarda gördüğünüz güzellikleri gelin memleketinizde hayata geçirin. memleketlilik tanışmakla değil birlikte çalışmakla olur. saygılar sunarım...
Rafet YILMAZ
Sevgili Bahattin hocam hadi artık devamı gelsin tortum şiirlerinin konak kaledibi bahçeli ve çamlıcalılar seni bekliyorlar eminim selam ve sevgiler
koksal koksal025@hotmail.com
hafta sonu mhp tortum ilçe kongresi yapılcak bıldığım kadarıyla; ilçemıze sıyası açıdan hayırlı uğurlu olmasını dılıyorum aday olan Azız ve ılhan kardeslerımede basarılar dılıyorum yanlız benım anlamadığım ılhan bey kardesım ve onu destekleyen arkadaslarımız ıkı donemdır akp yı ve adayını desteklmedılermı nıye şımdı aday olmayı dusunuyorlar etık olarak akp kongresını bekleyıp akp ilçe baskanlığına adylıklarını koysalardı daha ıyı olmazmıydı.ıkı donemde de mhp adaylarını desteklmeyerek akpnın değirmenıne su tasıyan bu arkadaslarım bence bu davranısları hıçte şık değil. MHP kımsenın tekelınde değil ama ınsan herzamn dık bır durus sergılemelı.yada seçim zamanlarında yalan soyleyerek ben ulkucuyum dıyerek oyunu akpye verenler yada bıtane oyunu verrek gunah çıkarıp sabahlara kadar akpnın seçımleri kazanması ıçın varınıyoğunu sarfedenler yada aday adayı olup veya mhpden encumenlık basvurusu yapıp akpye çalısan arrkadaslarım nıye akpden aday olmaya çalısmıyorlar yoksa kendılerıne orayı yakıstırmıyorlarmı benım soylemek ıstedığım tek sey var arkadaslar belkı sızden yasım kuçuk ama en azından safım bellı sızzse safınızı bıle bellı edemıyor mhp tortum ilçe baskanlığını yonetımını ele geçırmeye çalısıyorsunuz dıyelımkı geçırdınız ya gonullerı nasıl ele geçıreceksınız.ınsan her ne olursa olsun hayatın her asmasında dık durus sergılemelı karınca mısalı safını bellı etmelıdır ınsanlığa yakısan da budur . koksal025@hotmail.com
Rafet YILMAZ
Sevgili S . BOZKURT Muhtemelen sinan kardeşim nasılsın nerelerdesin uzun zaman oldu görüşmeyeli en son Tortumda görüşmüştük zannedersem Şiir insanın yoğun zamanlarındaki duygularını olduğu gibi kaleme alması gibi bir şeydir aslında iyisi kötüsü de yoktur bence önemli olanın mesele ile ilgili düşüncenin yapmacıksız ve samimi olarak dillendirilmesidir dolayıyla senin şiirinde aynı samimiyeti içeriyor Tertemiz yüreğinle her zaman mutlu ol sevgi ve selamlarımla
S.Bozkurt
Merhabalar,internette gezinirken tesadüfen bu siteğe rastladım.Çok beğendim,duygulandım,geçmişe gittim.Değerli büyüyüm Rafet Abiyi bu vesileyle kutluyor,selamlarımı iletiyorum.
Şiir yazmaya hiç kabiliyetim yok.Geçmişte Annemin rahatsızlanması nedeniyle üzüldüm,duygulandım.Birşeyler karalamaya çalıştım.Bunu sizlerle paylaşmak istedim.
ANAM
Dün gene sordum,hayat nasıl gidiyor?
Oğul,karnımda sanki çocuk yatıyor.
Bazen iyiyim,bazen ağrı tutuyor,
Ne bileyim sanki ömür bitiyor.
Köye gideyim,sohbet edeyim,
Dünya benim olsa, artık nideyim.
Anam Köyde yok,nasıl edyim!
Daha kimim var,nere gideyim.
Sanki ,gündüzüm gece oldu,
Yüreğim acıdı,hicranla doldu.
Akşamı beklemezken,gecemi oldu?
Yolculuk başladı,güllerim soldu.
S.Bozkurt