Tekrar selamünaleyküm dostlar Bugün aslında yazmayı düşünmüyordum daha doğrusu yazacak birşeyler düşünmemiştim ama bir hafta önce gördüğüm ve kendimce tepkimi koyduğum bir iki olayın bugünde benzerini görmem bunları sizlerle paylaşmam gerekliliğini dahası birileri ile paylaşmam zorunluluğu hissini bana verdiği için yazmaya karar verdim. Sevgili Dostlar baştan belirtmekte yarar görüyorum burda amacım kesinlikle siyaset yapmak değil yada birilerine göndermeler yapmak asla değil amacım ALLAH rızası için gördüklerimi değerlendirebildiğim kadarı ile sizlerle paylaşmaktır.Bundan bir hafta önceydi Bursayı bilenler bilir Gürsu kavşağında kırmızı ışıkta beklerken tahmini ELLİ ALTMIŞ Araçlık bir düğün konvoyu , daha doğrusu düğün konvoyu zannettiğim bir araç konvoyu kavşağı bursa yönüne dönerek ve inadına çok ağır bir seyir halinde dönüyorlar buraya kadar herşey normalmiş gibi günürken birden arabalar içerisinden tek bir noktadan emir almış gibi kornalarla birlikte bir ellerinde sarı yeşil kırmızı sözde bayrakları bir elleri ile zafer işareti yapan kadınlı erkekli böğüren bir sürü insan camlardan açık kapılardan şov yapmaya başladılar salyalı ağızlar imralı köpeğini türkçe kürtçe öven sloganlarla şovlarını sürdürdüler arabadan çıktım avazım çıktığı kadar aklıma ve aklınıza gelen herşeyi haykırdım sesim onların bağırtıları içinde kayboldu gitti lakin çevrede onlardan daha çok olan seyircilerden küçük bir tepki bile oluşmadı malesef. Olaydan tahmini üç gün sonra Bursanın merkezinde Tayyare kültür merkezinin yanında gene bezer bir kaç beni bağışlayın şerefsiz ağızlarında katil devlet katil polis katil kontrgerilla gibi önlerinde çeşitli olaylarda gebermiş bir takım hainlerin resimleri veryansın ediyorlar devlete millete önlerinde birikmiş birkaç insan tiyatro seyreder gibi ara sıra alkışlıyorlar bir kaç poliste az ötede hiç bir tepki vermeden kendi aralarında sohbet ediyorlar yanımda çocuklarım var ama sabredemiyorum ve tek başıma protesto etmeye çalışıyorum ama bu sefer sesim duyuluyor ve bir ara sustuktan bana doğru dönüp sonra tekrar başlıyolar bağımaya . Ve bugün başta anlattığım olayın aynısı Bursanın bir başka yerinde sahnede hiç başınıza geldimi bilmiyorum ama bu korkunç bir şey birde bunu şehit analarının gördüğünü düşünün aslında bu belkide Türkiyenin bir çok yerinde bilinçli ve programlı bir şekilde yaşanıyor ne medyada yer alıyor nede önlenmeye çalışılıyor ve malesef insanımız bu görüntülere planlı bir şekilde alıştırılıyor bu neyin provasıdır buyurun siz söyleyin. Medya ve kamuoyu neidüğü belirsiz bir takım seneryoların birileri tarafından kurtlar vadisi formatı ile kaleme aldığı bana göre baştan ayağa sentezlenmiş ve güncellenmiş komplo teorileri veya geçmişte meydana gelmiş bir takım münferit olayların birbirleri ile ilintilendirilerek sanki de aynı organizasyonun eylemleri gibi gösterilmeye çalışılan vede hangi aklı evvelin marifet ilede adı ergenekon diye adlandırılan geleceği bence kocaman bir fiyasko ile neticelenecek senaryo ile uğraşadursun talancılar vurguncular yeni türedi hırsızlar ve memleketi bölme hevesindeki şerefsizler meydanlarda işlerini daha rahat yapmanın keyfini yaşamaktadırlar dikkatleri başka tarafa çekenler milletin içinde milli duruş sergiliyenleride başka isimlerle fişleme ve mahküm etmeyide ihmal etmemektedirler bu millet birgün uyanır ama inşallah uyandığında geç kalmış olmaz milli olan her değeri satlmış muhaberatı kimin elinde belli olmayan bankaları yabancı ellerde tüketiminin neredeyse tamamı dışa bağımlı enerji politikalarının yanında diger günlük tüketimi bile dışarıdan temin edilir hale gelmiş bir bağımlılığın neticesi çokta iyi olmayacaktır herhalde saygılar sunarım ALLAH ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSİBETLERDEN HAİN EMELLERDEN VE SATILMIŞ KALEMLERDEN KORUSUN
GURBETİN BİLİNMEYENLERİ --5 SELAMÜNALEYKÜM DOSTLAR. Bizde bir zamanlar çocuktuk büyümeyi arzu eden bir an önce çalışma hayatına atılıp iş güç keşmekeşinde yuvarlanıp gitme ,evlenme çoluk çocuğa karışma gibi. Ama o yaşlarda bunlar öyle uzak hayallerdiki,çocukluğumuzu ardımıza alacak gençlik denen delikanlılık denen o ulaşılmazlık ve sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gördüğümüz sürecin içine girecektik .Özendiğimiz delikanlı modellerini örnek alacak hayranı olduğumuz film yıldızlarının belli etmeden taklitleri ile kendimizi gösterecektik . Bizim çocukluk dönemlerimizin harıka delikanlıları vardı çaktırmadan bir çok hareketlerini takip ve taklit ettiğimiz ağabylerimiz zaman zaman ulaşılmazlık hissinide uyandırırlardı bizde. Birde iyi giyimli ağırbaşlı memur amcalarımız ve pırıl pırıl esnaflarımız vardı ve bizler hep onlar olmayı onlar gibi olmayı kabul görmeyi arzulardık arkadaş sohbetlerimizde hep onların abartılı hikayeleri olurdu . sanki bizler hep çocuk kalacağız ve bir türlü zaman geçipte o devrelere ulaşamayacaktık ZAMAN SULAR SELLER GİBİ AKIP GEÇTİ VE NASIL GEÇTİ BİR TÜRLÜ ANLIYAMADIK Birgün baktıkki bizler çoçukluğumuzdan kurtulmayı düşlerken gençlik çağlarımızı bile çoktan gerilerde bırakmışız dünün cocukları şimdilerde çoluk cocuk hatta bir çoğumuz torun sahibi amcalar dedeler olmuşuz. peki bizim çocukluğumuzun amcaları ağabeyleri nerdelerdi şimdi .Bir çoğu çoktan ebedi istirahatgahına gitmiş son kırıntılarıda yavaş yavaş yürümekte hakka doğru varsa ömrümüz biz gurbetlerden geri döndüğümüzde doğduğumuz topraklarda garip yabancı kalacak ve asıl gurbetleri oralarda yaşadığımızda daha iyi anlıyacağız bunları Son bir ay içinde küçücük Tortumda kaç kişi aramızdan ayrıldı ve geride aşina olduğumuz kaç sima kaldı Bizler halen büyüme birşeylerin sahibi olma telaşnda iken sona doğru gittiğimizin farkında bile olamıyoruz . Bugün bunları yazarken çok karışık duygular içerisinde aslında ne yazdığımı ve ne yazmam gerektiğini düşünmeden ama gözümün önünden hatırladığım aklımın kestiği noktadan en az bir kırkbeş yılı bir film şeridi gibi geçirerek yazıyorum .kırk dokuz yaşındayım ve bana kırk dokuz gün gibi gelmeyen bu zaman aralığına nede çok şeyler sığdırmışız onada şaşıyorum . Evet bana kırkdokuz gün gibi gelen kırkdokuz yıl içerisinde tanıdığım sevdiyim saygı duyduğum gıpta ile seyrettiğim insanların bir çoğu çoktan gittiler bir daha dönmeyecekleri yerlerine yaşımın duygusallığıdır belki zaman zaman derin özlemler duyuyorum arkalarından yüzler geçiyor önümden aklımda kalan tavırları ile . VE hatırlıyorum bütün simaları en küçük ayrıntısına kadar . Bizim köyde bir naciye nine vardı çocukluğumun masalcı ninesi ahır sekisinde ocağın önünde yanan odun çıtırtıları arasında dinlerdik kaf dağının arkasından diye başlıyan hikayelerini nede çok hikaye bilirdi kendisi sanki onların bir parçası imiş gibi gelirdi bana ve ben dünyanın başlagıcından beri yaşadığını zannederdim naciye ninenin vede kıyamete kadar var olacağını çocuklarımızada anlatacak derdim hikayelerini . Birgün naciye nine öldü dediler bütün hayallerim yıkıldı dünya dönmüyor hayat durmuştu sanki ölmemeliydi ölmeyecekti o ölürse sanki herşey bitecekti ve ben o gün onun öldüğüne inandım inanmak zorunda kaldım vede hayatın boş dünyanın fani ve bizlerinde bir çok hakikat karşısında aciz olduğmuzu anladım evet hayat böyle bir şeydi bir tiyatro sahnesi rolü biten oyuncu bir daha sahneye çıkmamak üzere terkediyordu sahneyi . Ben o güne kadarda birçok tanıdığımın ölümünü görmüş yada duymuştum ama hayatımızda bir takım özellikleri ile derin izler bırakan simalar kaybolunca insan hangi yaşta olursa olsun ancak ozaman anlayabiliyor hayatın geçici ve dünyanın bir sonu olduğunu. ve zaman içerisinde alıştık acılara ölümlere vede bir gün bizlerinde olmayacağı adımızın anılmayacağı hatırlanmayacağı bir dünyanın olacağı gerçeğine lakin her şeye alştıkda gurbette sıladan ölüm haberleri almak daha bir hüzünlü oluyor daha bir ağır geliyor ve biz gurbettekiler bu son iki ay içerisinde yaşlısı ve genci ile bir çok tanıdık ismin aramızdan ayrıldığını öğrendik Gencine başka üzüldük yaşlılarına başka ve gurbette olmanın derin hüznünü biraz daha yoğun yaşadık belkide ama inandığımız bir şey daha varki İNNA LİLLAHİ VE İNNE İLEYHİ RACİUN bu vesile ile Bütün ölmüşlerimize ALLAH tan rahmet diliyor ve yoğun duygular içerisinde ne yazdığımı bilmeden karaladığım samimi duygularımı paylaşan herkese selamlarımı sunuyorum ALLAH a emanet olun.
GURBETİN BİLİNMEYENLERİ ---4 Sevgili dostlar herkesi yürekten selamlayarak başlıyorum. Bundan önceki yazımda Tortumda yada Tortumlu olarak başka yerlerde işsiz olan kardeşlerimiz için neler yapabiliriz , onlara iş bulma konusunda ne gibi yardımlarımız olur konusunda birşeyler yazmaya çalışmıştım ÇALIŞAN HER TORTUMLU ÇALIŞMAYAN BİR TORTUMLU İÇİN ELİNİ UZATSIN Düşüncesi ile kaleme aldığım bu yazı yayınlandıktan sonrada heyecanla nasıl tepkiler alacağı konusunda merakla yazılacakları beklemeye başladım lakin bugün yaklaşık bir ay geçmesine rağmen konu ile ilgili ne bir düşünce, nebir olumlu yada olumsuz eleştiri ,nede yönlendirici bir yazı görmedim ya gözden kaçtı, ya okundu unutuldu ,yada hiç dikkate değer görülmedi .durum böyle oluncada çok samimi duygularla ele aldığım ve değerlendirilmeye alındığında güzel neticeler elde edebileceğimize inandığım bu mevzuya reva görülen ilgisizliğe ziyadesiyle üzüldüğümü belirtmek durumundayım . belki işsiz olan arkadaşlarımız hemen yazmayı uygun bulmamış belkide işsizliğin vermiş olduğu mahcubiyetle bundan imtina etmiş olabilirler lakin çalıştıkları yerlerde önemli görevler ifa eden ve müessesenin her biriminde yüksek kredileri olan ve bu özellikleri ile çok iyi referans olabilecek çalışanlarımız neden yazmadılar bunuda anlamış değilim ve asıl üzücü olanda burası.Sevgili dostlar öğle yada böyle sitemi bir kenara bırakıp belki dikkate değer görülür ümidi ile bir daha gündeme getirmek istiyorum. Geçmişte bahsettiğim yol ve yöntemlerle bir çok kardeşimiz, arkadaşımız iş bulabilmiş ve bugün mevcut işlerinde çalışmaktadırlar.ve onlara bu hayırlı işlerinde yardımcı olan büyüklerimizde bunun manevi hazzının keyfini yaşamaktadırlar.Gerektiğinde burada isimlerini müsadeleri ile zikretmekten keyif duyacağım bu dostlar eminimki halen görevde olanları bu konuya duyarsız kalmayıp bizleri bu konuda yönlendirici bilgileri ile yalnız bırakmayacaklardır. bir önceki yazımın ileriki bölümlerinde nasıl olabileceği konusunda naçizane bir şeyler yazmaya çalıştığım bu hayırlı faaliyetin ÇALIŞAN HER TORTUMLU ÇALIŞMAYAN BİR TORTUMLUNUN ELİNDEN TUTSUN anlayışı ile yola çıkılıp ve süreç samimiyet içerisinde ciddiyetle takip edildiğinde memnuniyet ifade edcek derecede sonuç vereceğinden bu deneyimi yaşamış biri olarak zerre kadar kuşku duymamaktayım. Burada önemli olan bizlerin bu meseleye samimi duygular içerisinde inanıp gücü ölçüsünde omuz vermesidir. bir yada bin hiç önemli değil faydalı olabileceğimiz kadar insanımıza faydalı olabilirsek o insanları bu işin istismar simsarlarının ellerindende kurtararak bu dünyada yapabileceğimiz güzel hayırlardan\'da birini işlemiş olacağız.ALLAH Rızası için çok zor diyip savsaklamıyalım elbetteki zor lakin imkansız değil Ülkemiz ekonomik olarak bir takım sıkıntılardan geçiyor olabilir ama inanın imkan kapıları hepten kapalı değil iş yeri yoğunluğu olan bölgelerde çalışan ihtiyacıda çok fazla hayırlı neticeler alınması dileklerimle herkesi saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum ALLAH \'a emanet olun
GURBETİN BİLİNMEYENLERİ----3
Geçtiğimiz hafta kıymetli bir dostumuz sevgili kızlarının kına ve düğün merasimlerine davet etmiş ve bu dostumuzun güzel gününde sevinçlerine ortak olmak için haberdar olan ne kadar Tortumlu varsa bu davete icabet etmiştik. iki gün üst üste bir araya gelme imkanı nı bizlere sağlayan arkadaşımızdan ALLAH razı olsun Rabbim güzel kızımızada ömür boyu saadetler nasip etsin. öğle dostlarla karşılaştıkki kimisi ile enaz 30yıl olmuş görüşmeyeli.sammimiyetleri içtenlikleri dışında çok şeyleri değişmiş .çocukluk dönemlerimizin çakı gibi delikanlıları ağabeylerimizi kar kaplı yorgun dağlar gibi gördük .güzel yüreklerindeki karbeyazı ,tertemiz duyguları öğle bir bezemişki yüzlerini herbiri bir olgunluk abidesi ,zamana inatla. Sonra onların DEDE, Bizlerinde AMCALAR olduğu bu güzel ortamda gencecik delikanlılar gördük , Bugüne değin hiç görmediğimiz, tanımadığımız. Ama çok şeylerini birilerine benzettiğimiz; ve sonra onların yeğenlerimiz olduklarını öğrendik ,çocukluğumuzun arkadaşları babalarından. ve; gördükki Başka TORTUMLAR oluşmuş buralarda yada tortumlunun gittikleri heryerde. Yeni jenerasyon. fidan gibi, sırım gibi Aslanlar gibi ASLAN PARÇALARI. Hepside has Erzurumlu,Tortum sevdalıları. İşte o gecede Eskisi ,yenisi Yaşlısı ,genci, Kimleri YAD ETMEDİKKİ Neleri ANLATMADIKKİ. Ogece Tortumda yada başka yerlerde kulakları çınlayanlar bilsinlerki onları bizler konuştuk yaşıyanlara hayırlı ömürler diledik Ölmüşlerine ise rahmetler okuduk BURSA da bir yerlerde. Havadan sudan başlayan konuşmalar vakit ilerledikçe yerini başka başka anlatımlara bıraktı Gah kahkahalarla güldürdü, Gah hüzünlere daldırıp bizleri gözlerimizi doldurdu. Hülasa güzelmi güzel iki gece daha geçirdik Bursada gurbetin sıkıntıları arasında. Hani Şamdan girip Halepten çıkma değimi vardırya,yıllardır birbirlerini özlemiş insanların buluşmasında zaman sular seller gibi akıp giderken bizler vaktin nasıl geçtiğini Anlıyamadan,başka bir gün başka bir yerde başka hayırlarda buluşmak dileği ile ayrıldık tadı damağimızda kalarak. Sevgili dostlar gelelim asıl meselemize bir önceki yazımda Tortumda işsisiz olan arkadaşlarımız kardeşlerimiz ile ilgili neler yapabiliriz onunla ilgili birşeyler yazacağımı not düşmüştüm.bunun çok ciddi bir konu olduğunu bununla ilgili insanları boşuna ümitlendirici manada bir şeyler yazmak o insanlara yapılabilecek en büyük kötülüktür bu ağır sorumluluk içerisinde inanılırsa başarılır anlayışı içerisinde çözüm olacağına inandığım bir yolu ,yöntemi yazmayıda görev addederek başlamak istiyorum. sevgili dostlar bugün memleketimizin muhtelif yerlerinde bilhassa iş yoğunluğu olan bölgelerde bir çok tortumlu çok çok iyi firmalarda güzel ve etkili ve yetkili görevler yürütmektedirler.aslında yetkili olmasıda önemli değil çalışkan ve sevilir olmalarıda referans olmaları açısından çok önemlidir yıllardır bu firmalarda çalışan itibar sahibi tortumlular gerekse emekliliğe niyetlenmiş büyüklerimiz aşağıda anlatmaya çalışacağım organizasyon için çok önem arzeden noktalardır Askerliği bitmiş kahve köşelerinde baba parasına muhtaç bir insanın durumunu burada anlatmanın (ki bunları bizler fazlası ile yaşadık) hiç bir yararı yok o insanlara en kısa zaman içerisinde iş aş lazım olduğunu biliyoruz bizler mevcut işlerimize kendi gayretlerimizle gelmedik , gelmişte olabiliriz bunun için bizimde bu gibi şeylere ön ayak olmamız sebep olmamız bu dünyada yapabileceğimiz en hayırlı işlerden olacaktır . bizler buralarda iyi kötü mevcut işlerimizle yaşamaya çalışırken hiç işi gücü olmayan gençlerimizide düşünmemezlik edemeyiz bu işte tek korktuğum şey gene birileri çıkıpta bunun altında birşeyler ararsa adına duygu sömürüsü umut tüccarlığı derse direncim kırılır ona yanarım inşallah böyle bir düşünce azmimizi kırmazda güzel neticeler alırız. Her çalışan tortumlu orda yada şurda hiç önemli değil hemen yanında münhal bir vazife için bir tortumlu için işvereninden talepte bulunabilir (devlet sektörü için bu imkansız ordaki personel alım şekli bellidir ) İstanbul,Bursa,İzmit,izmir,Ankara,Kayseri vs gibi üretim ve çalışma sahalarının çokça olduğu yerlerde ciddi sektörlerde çalışan bir çok tortumlu kardeşimiz mevcuttur ve her tortumlu bulunduğu yerde ihtiyaç görülen bir birime bir tortumlu tavsiye etse ve ciddi manada da bunun takibini yapsa çok kısa bir sürede olumlu sonuç alınacağı kanaatindeyim bu hiçte zor değil bizim insanımız dürüst çalışkan vede bulunduğu yerde işverenine kendisini sevdirecek ve kabul ettirecek kapasiteye sahiptir üst düzey yöneticiler bu gibi çalışan taleplerini hep ciddiye almışlardır iş taleplerinde en önemli referanslarda kendilerini çalışkanlıkları ile kabul ettirmiş insanlardır. bu yazımdan umutlanan kardeşlerim bumu çözüm yolu diyebilirler hatta içlerinde kızanlarda olacaktır ama böyle deneyimleri yaşamış biri olarak evet bende diyorumki kolay iş bulma yollarından biride budur yeterki biz çalışanlar bunu ciddiye alıp biraz gayret gösterelim. ve tekrar diyorumki bu geçmişte denenip iyide netice vermiş yöntemlerden birisidir. HER ÇALIŞAN BİR ÇALIŞMAYANIN ELİNDEN TUTSUN kaldıki bir çok kişinin elinden tutabilecek yetenek ve imkanlara sahip nice TORTUM lular vardır Biraz inanç biraz ciddiyet yukarıda zikkrettiyim şehirlerde dernekler aracılığı ile ulaşılabilecek isimler ve bu site aracılığı ile oluşturulabilecek güzel bir organizasyonla Sırf ALLAH rızasına bu iş te alınacak yol epeyce olacaktır kanaatindeyim KİM NEREDE KİME NASIL ULAŞILACAK . Gerisi çorap söküğü gibi gelir inşallah. İnanın iş arayanın çokluğu kadar işçi arayanda çok. devam edecek sabrınız için Teşekkürler SELAM VE SAYGILARIMLA
Sevgili dostlar bir kaç gündür sitede okuduğum bir yazıdan dolayı o kadar üzüntü duydumki bir daha yazıp yazmama konusunda yada yazarsam ne yazacağım konusunda bir sürü tereddüt yaşadım neden diye sordum kendi kendime neden biz böyleyiz iyi insanlar yada iyi olmaya çalışan insanlar bir şeyler yazdıklarında toplumun güzel duygularını okşayıcı ve sorgusuz sualsiz herkesi kucaklayıcı güzel değerleri ortaya koyduklarında yine bizden olduklarını ifade eden birtakım insanlar neden bundan rahatsız olurda ne yazdığını bilemeyecek kadar hddetlenerek nefretlerini kusarlar bunu anlamak mümkün değil peki bumu tortuma tortumluya hizmet etmek bizim yaptığımız şey bu sitenin ayakta kalması dallanıp budaklanmasıdır buda ancak siteye hemen hergün girerek bir şeyleri paylaşmakla olur ben o yazıyı yazan arkadaşı tanımıyorum belkide oda bizleri tanımıyor fakat imalarından ne olduğumuzu ve nerede olduğumuzu bildiğini zannediyorum ama bizleri yakından tanıdığını bizimle hasbihal olduğunu zannetmiyorum şayet olsaidi bizim o yazıda yazılanları hiçte haketmeyecek karakterlerde olduğumuzu bilir böyle bir yazıya tevessül yada tenezzül etmezdi. Kıymetli dostlar maksadım burada bir polemik, bir söz düellosu başlatmak asla değil dir bu ne şuanki yaşıma uygun nede tabiatıma , lakin bir insanda böyle tarafımıza hakaret vari ( ki yazıda aile boyu diye başlayan çirkin bir cümle var ben bunun düşünülmeden yazıldığına inanmak istiyorum eminimki özürde dilenecektir )yazdıracak nefreti hangi tarafımızla hangi yazılarımızla oluşturmuşuz bunu bir türlü anlıyamıyorum. Sevgili dostllar biz adımızın geçtiği mesajlara tabiiki cevap vermek durumundayız bir dost bizi güzel sözlerle yad etmişse karşılıksız bırakmak edepsizlik olmazmı bunun körler sağırlar diyaloğu ile alakası ne ALLAH aşkına kaldıki öğle bile olsa bunda tortumluyu kızdıracak rahatsız edecek olan ne.? Ben şahsım olarak Tortuma tortumluya elimden gelen faideli olduğuna inandığım herşeyi her an yapmaya hazırım ALLAH ın böyle fırsatları her verdiğindede ucundan kulağından birşeyler yaptığımıda zannediyorum bu konuda vicdanen de müsterihim bir şeyler yapmak illede bir dernek yada benzeri bir birlikteliğe katılmaklada olmaz Evet ben bursada söz konusu derneğe bir kerenin dışında gitmedim bunun bir takım sebepleri olamazmı sonuçta insanız bir takım sıkıntılarımız olacaktır illede yargılamakmı lazım.Eleştiri yapılır illede olumlu olmasıda beklenemez bunlara eyvallah lakin herşey edep ölçüleri içerisinde edep dairesinin dışına taşmadan olmalı bizlere yakışanda budur .Maksadını aşan yazıların eleştiri değil sebebsiz duyulan öfkenin dışa yansıması olduğunu unutmamak lazım diyorum ve samimiyetle yinede sürç i lisan ettiisek affola cümlesi ile bitiriyorum ALLAH a emanet olun NOT:SİTE YÖNETİMİNİN ADIMA OLUŞTURDUĞU SAYFAYA (GURBETTEN SILAYA) BU HAFTA TORTUMDAKİ İŞSİZLER İÇİN NELER YAPABİLİRİZ BAŞLIKLI BİR YAZI YAZACAKTIM HEVESİM KURSAĞIMDA KALDI AMA GECİKMELİDE OLSA BU KONU İLE İLGİLİ BİRAZ DAHA DETAYLI ARAŞTIRMA YAPTIKTAN SONRA KONUYU KÖŞEME TAŞIYACAĞIM BİLGİLERİNİZE
sevgili dostlar insan bir takım hadiseler karşısında zaman zaman susmayı konuşmamayı tercih ediyor bazı sebeplerden dolayı lakin bazen olaylar öğle boyutlar kazanıyorki artık susmak konuşmamak insanın kendine ihaneti gibi geliyor haberlere her baktığımda bu ülkenin bütün vatanperverleri gibi bir çok şeyi hazmedemiye hazmedemiye seyretmek zorunda kalıyorum ve çaresizliğime isyanlar ediyorum şerefsiz bir şer örgütünün benim vatanımda benim değerlerime saldırmalarına milli servetlerimize karşı çirkin davranışlarına şımarıkça güvenlik güçlerimizle dalga geçercesine köşe kapmaca oynamalarına tahammül edemiyorum bunları bu kadar şımartan bir takım bahanelere sığınmış politik aktörlerde canımı acıtıyor artık ve ben yok avrupa birliği yok uluslar arası hukuk kurallarına uyum falan filan bahanelerinede itibar etmek istemiyorum bu iş ciddi manada bitirilmek isteniyorsa buna önce bu işe tevessül edenleri ve bu çirkin gösteri arenası olarak seçilen şehirlerin diyer insanlarını inandırmak gerekir diyorum ve diyorumki bir ülkenin bekası istikbali söz konusu ise bu işe temelden başlamak doğru olandır önce imralıdaki pislikten başlamak kaydi ile siyasi yada değil bu işin açık açık taraftarı olan herkese gerekli dersi verirseniz işte o zaman bu işin ciddi manada ele alındığı mesajını verirsiniz dost düşman herkese Bir kere Ordumuzun dışında hiç kimse bitirmek kelimesini inadına kullanmak istemiyorlar birinci derece yetkili ağızlar bile terörü , teröristleri izole etmekten söz ediyorlar kelime manası yalıtmak başkalarından ayırmak anlamına gelen bu sözcük bitirmek veya yok etmek anlamını hiçbir şekilde taşımıyor gelişigüzel söylenmiş bir söz olsa hadi bir kere kabul edilir ama bu söz konunun geçtiği her yerde defalarca altı çizilerek söyleniyorsa terör örgütü hakkında nihai düşüncemizin bu olduğu sanki deklere edilmeye çalışılıyor dünyaya Bu tip ve benzer bir takım kavramların dillendirilmeleri ne yazıkki şer örgütü yandaşlarını cesaretlendirmede onları pervasızca utanmazca sokağa çıkatmaktadır kahraman ordumuz bir sürü zorluğa göyüs gererek sınırlarımız içinde ve dışında kahramanca mücadele ederken onların analarının dizi dibindeki şehirli yandaşları şehir eşkiyaları bir takım sözde demokratık hakları bahane ederek adeta yetkisi elinden alınmış polslerimize taşlı sopalı saldırılarda bulunmakta kamu mallarına zarar vermekte güzel insanımızı huzursuz etmektedirler bunların dağa çıkanı gebermeyi hak ediyorda şehirdekine bu hakkı kim veriyor peki ordaki terörist te bu şerefsizler değilmi bunları aklıselim bir insan olarak ben anlıyamıyorum . kuzey ırakta kürt devleti kurdurtmayız diyorsunuz söz konusu yerin bölgesel başkanı ve başbakanı var ve ıraktan bağımsız bir devlet gibi hareket ediyor peki buna ne diyorsunuz yani söylenenler ile yapılanlar örtüşmüyor bir türlü yukarıda yazımın başında bir takım sebeplerden dolayı konuşmuyorum demiştimya bu şu veya bu korkudan dolayı asla değil bu mevcut durumda birbiri içine girmiş kavram kargaşası içinde lafım kime nin yanlış anlaşılmasından dolayıdır bu konu ile fikir beyan eden hemen her tarafın malesef doğruları ve yanlışları birbiri içine girmiş durumda siyasi çıkarların böyle bir karmaşayı doğurduğu ortamlarda lüzumsuz bir takım polemiklerde taraf bulduğundan sizin doğrularınızda bu arenada toz duman olacaktır işte açıklamaya çalıştığım neden bu lakin herşeyin bir kenara itilip doğruların mutlaka konuşulması gerektiği anlar vardır ve ben şu an içimden gelenleri yazmak durumundayım. Yıllar önce doğduğu dönemlerde bu örgütün üstüne ciddi manada gidilse idi en fazla doğduğu yıl geberip giderdi italyada kızıl tugaylar,almanyada bayder mainhof( yazım hataları olabilir) vs nasıl palazlanmadan yok edildilerse bu şer örgütüde o zaman yok edilir ve bugün imralıda tutulan pahalı misafirinde esamesi dahi okunmazdı. dilimiz varmıyorda zaman zaman kendimize sormadanda edemiyoruz bu pisliği hukuk kuralları gereğimi yoksa başkaları öyle istiyorda onun içinmi orada besliyoruz diye. çok uzak değil benim yaşlarımda olan herkes bilir filistinde intifada başladığında bazı filistin bölgelerinde münferit bir takım olaylarla başladı ellerinde taşlı sopalı sapanlı filistinli çocuklar karşılarında ise gerçek silahlları ile acımasız israil askerleri (sakın bir şeyleri benzeştirdiğim anlaşılmasın orda işgal edilmiş filistin toraklarının geri alınması ve mağdur filistinlilerin haklı özgürlük mücadelesi söz konusu idi meselenin burası ile ilgili herhangi bir sözüm yok anlatmaya hatırlatmaya çalıştığım şey çok başka bir şey)Hatılarsanız bu olaylar önce dünya kamuoyunda ve filistin hareketinin haklılığını bilmeyen ülkeler tarafından arap terörizmi diye algılandı adlandırıldı kimse orada neler olduğundan habersiz israilin ordaki anarşiyi durdurmak için zor kullanmak zorunda kaldığını kabul ettiler fakat ordaki israil zulmü öğle çığrından çıktıki bir anda dünya kamuoyunda filistin intifadası taraf bulmaya başladı ve arafatın küçük generalleri dünyanın başka özgürlük platformlarında sembolleşmeye başladı. bugün filistin bu haklı mücadelesinde artık yalnız değil ve barışa ve özgürlüğe doğru hızla ilerlemektedir. Korkum şu., Bugün ülkemizde hemen hergün bir yerde cereyan eden benzer görüntüler malesef bizimle birlikte dünya kamuoyunada ulaşmaktadır hatta bu şer örgütüne bir türlü terörist örgüttür diyemeyen malum siyasi oluşumda olaylara ilişkin meclis konuşmalarında halka karşı askerin ve polisin güç kullandığını utanmadan sıkılmadan söylemektedir bu olayların devamı ve bunun dünya gündemine sürekli gelmesi korkarım zaten bir çok ülke tarafından gizli destek bulan bu şer örgütünün açık açık haklılarmış gibi destek görmelerine vesile olacaktır çünkü bir şey ne kadar fazla gündeme gelirse tarafı ve karşı tarafıda oluşacaktır burada benzeştirmeye çalıştığım filistin örneğinin sıkıntı olacak tarafı burası haklı yada değil sonuçta her meselenin mutlaka savunucuları karşıtları vardır . Bu olaylarda ön saflarda çocukların kullanılmasının arkasındaki çirkinliktede bu propoganda anlayışı vardır ve bu,bu hain plan bir an önce bozulmalı bu terör belası bitirilmeli ve fazla taraf bulmadan bertaraf edilmelidir. ben inanıyorumki söz konusu bölge insanının çok büyük bir yüzdesinin temennsi ve beklentiside böyledir Herkesin bildiklerini tekrar ettiğimin farkındayım sabrınız için teşekkür ederim ALLAH a emanet olun
GURBETİN BİLİNMEYENLERİ-2
Dedikya bizim toplumumuzda gurbet hep var olmuştur.Çocukluğumuzda duyduğumuz gurbet hikayeleri öğle işlemiştirki yüreklerimize Bazen bir Tren düdüğünde canlanmıştır gidenlerin arkasından sallanan sevda yüklü hasret işlemeli mendiller, Bazende tatlı bir bahar meltemininin serin esintisinde yar yaren kokuları sarmalamıştır bedenlerimizi. Gurbet sadece gidişlerde yaşanmamıştır, bazen geri dönüşlerdede ikinci bir gurbet hüznü yaşanmıştır zaman zaman. Ya bıraktığı gibi değildir sıla, Ya özledikleri çoktan terk etmiştirler dünyayı ., Yada hepten yabancıdır gördükleri. Sadece ekmek parası telaşımıdır bizi gurbetlere salan yıllarca sıla özlemi ile yakıp kavuran. Yakın tarihimizde öğle yürekleri dağlıyan acılarla dolu gurbet hikayeleri vardırki bizim gurbetlerimiz o hikayelerin yanında hoş hatıralar kalır. Türkülerimizde duyarız onları ve her duyduğumuzda çaresizliğine kahrederiz o acı yılların . ve yine her duyduğumuzda o gurbet türkülerini aynı acılarla tütsüleniriz sankide onlar gibi yaşarız bu çaresizlik,bu acımasızlık, bu buram buram hasret kokan gurbet hikayelerini. Bizler günümüz gurbetlerinde kavuşmanın ,ulaşmanın, sarılmanın keyiflerini yaşarız er geç Ya hiç dönemeyenler, Ya dönüpte göremeyenler,yada çoktaan unutulanlar., \"BURASI HUŞ\'TUR YOLU YOKUŞTUR, GİDEN GELMİYOR ACEP NE İŞTİR HANO YEMENDİR GÜLÜ ÇEMENDİR GİDEN GELMİYOR ACEP NEDENDİR Ah bu Türküler Sarıkamışta,Çanakkalede,Yemende ne gurbetleri yaşatırlar satırlarında yanık nağmelerinde Yürekleri alev alev Vatan sıla memleket özlemi ile yanan yüzbinlerce anadolu yiğidi kalmıştır gittiği yerlerde ebedi olarak. Bizler hayat keşmekeşleri içerisinde gurbet türkülerinden medet umarken o asıl gurbetcilerin hangi umutlarla neleri dillendirebildiklerini ve türkülerinin neler olduklarını bile öğrenemedik sadece arkalarından yakılanları duyabildik daha sonralardan. \"SARIKAMIŞ ALTI BULAK SOĞANLIYI BİZ NE BİLEK BİZİM OĞLAN GÖYCEK GEZER AĞCA ZUBUN KARA YELEK.\" Bir ananın feryadıdır orta Anadoludan Türküleşenve nağmesiyle ölümsüzleşen, Yada belki Erzurumlu,belki Erzincanlı,belkide Muş lu hano gelinin ağıtı olmuştur yavuklusu yüzbaşı Letif Bey e ta uzaklardan öteki uzaklara. \"KIŞLANIN ÖNÜNDE LETİF SESİ VAR AÇIN ÇANTASINDA BAKIN NESİ VAR BİR ÇİFT ÇORAP BİRDE FESİ VAR HANO YEMENDİR GÜLÜ ÇEMENDİR GİDEN GELMİYOR ACEP NEDENDİR. Hano gelinin Letif Bey in çantasında asıl aradığı belkide ona hiç bir zaman ulaşamayan sevda mektupllarıdır lakin kendiside bilmektedir ne idüğü belirsiz yemen çöllerinde letif beyine onların ulaşmıyacağını yinede ümit olacak düşleri ve çaresizlik gözlerinden boşalan yaşları ile birleşip titrek dudaklarını ıslatırken içli sözler acı nağmelere dönüşecek ve yürek yangını ile oğle halelenip yayılacakki yedi nesil ötedeki bebeler bile bu özlem ninnileri ile büyüyecekler ve öğle sarmalayacakki dugularımızı bu türküler bizler hano laşacağız bizler letif Beyler olacağız yemende su su diye inleyen memiş i ,Sarıkamışta bembeyaz karlar ın koynunda misafir mehmedi,ve çanakkalede daha doğmadan kurban edilmiş kınalı hasanları oynayacağız hayal sinemalarında. Selam ve sevgilerimle Rafet YILMAZ 05/04/20008 BURSA
GURBETİN BİLİNMEYENLERİ-1
Gurbet nerenin adıdır? yada neyin? Çekilen sıla hasretininmi? Özlenen vatan torağınınmı? Canhıraş kazanma sevdasınınmı? veya Alın teriyle helal lokma peşinde çırpınmanınmı yada uzak memleketlerde garip kalmanınmı Gidipte dönememenin,Dönüpte görememenin içindedir belkide gurbet. Kaybedilenlerin,kaybedenlerin ve alışmaya çalışılırken bir başka hayata,Hazmadilmesine uğraşılırken bir başka yaşam şeklinin bazende daha çok hazımsızlığını yaşarız çelişkilerimizin. Adına uyum denilen aslında tam manası hiçbir zaman bir uyuşmanın olmadığı bu kavramlar arası gel-git lerde,bu birbirine yabancı köy ve şehir yaşam kültürleri arasında bazen en kıymetli,en üstümüzde bulunması gerekli değerlerimizi,erdemlerimizi,yani bazı olmazsa olmazlarımızı kaybederizde haberimiz bile olmaz. bizler değiştiğimizi uyum sağlamaya başladığımızı zannettiğimizde, neleri kaybettiklerimizi görebilsek.aıştığımız ve uyum sağladığımıza inadığımız değerlerin ne kadar ucuz alçaltıcı ve aşağılayıcı karakterlerde olduğunu görebileceğiz. Gurbet öncesi çekilen ve bizleri gurbete zorluyan yokluk ve yoksulluk gerçeyinin dayanılmaz ağırlığı bu iş olanakları çok fazla metropollerde maddi kazançlar peşinde koşmaya ayarlanmış robotlar haline getirdiğini,Yaşamak dedilen şeyin yalnızca maddeyi artırmak olmadığını manasız maddenin ehemmiyetsizliğini belkide hiç anlıyamadan ömrümüz tükenir yada bedeni kuvvet ve kudretimizi kaybedip elden ayaktan düştüğümüzde sevdiklerimize hatta sevenlerimize ağır gelmeye başladığımızda anlarızda iş işten çoktan geçmiş olur.,ve bizde bugünde bize yaramıyan kazandıklarımışzla asıl kaybetmememiz gereken değerlerimizin peşinden ahı vah eder dururuz. Zamana yükleriz bütün suçları .ZEMANE deriz yada Dostlara küseriz...Doğurduklarımıza,büyüttüklerimize, adam edip orta yere saldıklarımıza ve sitemler ederiz ,hayırsız olduklarına hepte hayırsız çıkarlarya nedense? öğleya giymedik giydirdik ,yemedik yedirdik onlar için kazandık ,onlar için harcadık bu vefasızlıkta neyin nesi . -hele gelini anladık el kızı -,ya bizim oğlana ne demeli niye,niye,niye. Niyemi? Biz onlar için çalışırken ama hep çalışırken gece demeden ,gündüz demeden bayram seyrandemeden hep koştururken,asli görevlerimizi unuttuk Birlikte olmayı unuttuk ,Aynı sfrada yemek yemeği unuttuk,birarada ailece paylaşılması gereken muhabbetleri birlikte hısım akraba ziyaretlerini unuttuk ,sılayı rahmi bize öğretilenleri, edebi ,adabı,sevgiyi,saygıyı ,manevi değerleri onlara aktarmayı unuttuk,vatan sevgisini ,bayrak sevgisini hayırlı faydalı insan olmayı olabilmenin yollarınıve hepsinden ala dinimizin emir ve yasaklarını öğretmeyi unuttuk. Üç kıtada yüzyıllarca bir arada durabilme kabiliyetini gösteren bir milletin ecdadın bunu hangi marifetle hangi değer ve erdemlerle başarabildiğini nlatmayı velhasıl güzel örf ve ananelerimiz dahil aktarılması gereken bütün güzellikleri güzel aile otamlarında annelerimizin ak sütü gibi verebilmeyi unuttuk. Malesef büyükşehir keşmekeşi ayakta kalabilmenin dik kalmanın, adam gibi adam olma yolunun yalnız bir takım maddi kazançlar elde edilerek olabileceğini zerk etmektedir damarlarımıza ağır ağır fark ettirmeden .ve bu anlayış içinde kazanma telaşında başını taştan taşa çalarken bizler evlatlarımızı farkına varmadan pislikten ,çirkeften kötü aiışkanlıklardan ,en iyi niyetli bir bakışla boş ve işe yaramaz bır takım alışkanlıklara sürükleyen şehrin acımasız sokaklarına bırakıyoruz saldım çayıra mevlam kayıra hesabı Ne tam bir köylü nede tam bir şehirli olmayan bu eğitimsiz varoş çocukları ucube bir oluşumun ucuz malzemeleridir artık. Modern dünyanın teknolojik yaptırımlarından yoksun bir ikinci üçüncü dünya ülkesinin yapabileceği tek şey başkaları tarafından üretileni imkanları ölçüsünde tüketmek olacaktır kuşkusuz..SOSYAL VE KÜLTÜREL MANADA CEZBEDİCİ BİR TAKIM ÖZELLİKLERE HAİZ BU SÜSLÜ AMBALAJLI TÜKETİM MALLARI ne hazindirki bizim toplumumuzdada kendine geniş bir alıcı kitlesi olşturmaktadır Sineme internet bilgisayar oyunları çeşitli lotaryo kampanyaları pornografik bir takım organizasyonlar zaten çelişkiler içerisinde bulunan gençliğimizi manevi değerlerinden hızla uzaklaştımada ve neme lazımcı ,ön yargılı ve gelecek endişesi olmayan bir gürhu beslemektedir . yukarıda bahsettiğimiz insanda illede olması gerekenler ile hiç bir ilintis olmayan bu faaliyetlere sbeb olan bizler ise mecbur kaldığımızda yada başımıza bir şey geldiğinde bir takım yasaklara baş vurmaktayız ki buba basit bir ifade ile aile terbiyesi almamış bir birey için ancak ikinci bir kirliliğin acımasız hazırlığına sebep olmaktadır. Evet bizler çalışıyoruz eşlerimiz çalışıyor ve bizim çocuklarımıza ayıracak zamanımızda yoktur hatta geçmişte bize miras bırakılmış ibadetlerimizide adet yerini bulsun anlayışı içerisinde lezzetini, manevi hazzını duymadan yaparız ve bu alayış neticesinde gurbetelin varoşlarında bizim çocuklarımız öğle organize işler tezgahlarlarki aman yarabbi hiç bir manevi endişesi olmayan bu frensiz topluluk dağıldıkları,uğradıkları her noktada içimizi burkan aman ALLAHım dedirten çok çirkinlikler bırakırlar Hırsızlık,tecavüz,cinayet,,taciz,kapkaç,uyuşturucu alışkanlığı, mafya özentiliği,tetikçilik,kava ,gürültü,hırıltı,zırıltı yani aklınıza gelebilecek ne kadar gayri meşru fiil varsa arkasından bu gurbetel zorluk ve zorunluluklarının unutturduğu arka sokak çocukları çıkacaktır ve ne acıdırki bunları kendimize hiç yakıştırmasakta bunlar bizim çocuklarımızdır. Keşke gurbet denilen acı vatan sadece ayrılıklarıyla,kavuşma heyacanları, hüzünlü türküleri yada turnaların kanatlarında yare giden selamlar olarak kalsa idi. Bugün niye bunu yazdım neler gördüm yada konu ile ilgili tesbitlerim ne idiki böyle yazdım bir dahaki bölümde onları yazmaya çalışacağım hoşçakalın ALLAH a Emanet olun SELAM VE SEVGİLERİMLE
Rafet YILMAZ 01/04/2008
HİÇ OLMAYANA Ve leyl\'i nazarın o mah\'ı siman Nihayet perişan eyledi ruhum Ne ben koydu bende ne koydu iman vücudu şehrimde bitti gururum Rafet YILMAZ Sevgili dostlar jestinize teşekkürler. layık gördüğünüz için sağolun inşallah yazdıklarımızla bezdirmez faydalı oluruz bu sürprizi sevgili dostum Canip beyin yazısını okurken öğrendim kendilerinin benim kadar belkide benden daha çok mutlu olduğuna kaniyim sağolsun bu köşede şiirllerimi güncel bir takım ortak sıkntılarımızı bir takım faaliyetlerimizi buralarda ki dostlarımızdan haaberleri hülasa bizleri ilgilendireceğine inandığımız bir şeyleri paylaşacağız aslında kolay gibi görünen zor bir iş kimseleri incitmeden kırmadan yani zülfi yare dokunmadan nasıl çıkarız altından bilemiyorum cuma günki yazdığım iletide bazen nerede hangi safta olduğumuzu yada olmamız gerektiğini şaşırıyoruzya sahiplendiğimiz meselelerin biraz orasından burasından rahatsız olduğumuz olurya işte bu noktada tereddüdler yaşarız desemmi demesemmi diye. sonuçta kaş yaparken göz çıkaran durumunda olmakta var işin içinde Neyse niyetimizin birilerini rahatsız etmek olmadığını mevcut dostluklarımızın dahada pekişmesi anlamında bir gönül aracılığı görevi olduğunu ve buna göre işin ehemmiyetine gereken hassasiyeti göstereceğimizin bilinmesi temennimizdir görüşmek ümidi ile hoşçakalın ALLAH Cümlemizin yar ve yardımcısı olsun .Esselamüaleyküm.
Rafet YILMAZ
28/03/2008
Kışın eksi 30-40dereceli soğukları Yazları ise serinmi serin geçen iki mevsimli yüksek bir iklimin adıdır ERZURUM. Şairin"Doğunun sınır taşı" dediği noktadan başlar Erzurumun Erzurumlunun tarifi. Yaşanmaz öğle dört mevsimli seneler burda YAZBAHAR KIŞBAHAR'dır bu şirin yaylanın görüp göreceği . Ama bir ayrıcalıktır yaşamak burda
zorluktur, meşakkattir,külfettir ama Bir başkadır ERZURUMUN ,ERZURUMLUNUN TÜRKÜSÜ Önce yayla çiçeklerinin kokusu dolar ciğerlerinize sonra yanık nağmeler okşar yüreklerinizi sonra hasret olur,özlem olur,sevda olur düşleriniz ve VATAN sevdasına dönüşür düşünceleriniz Aşklar bulursunuz çıkarsız,art niyetsiz Sonra teslimiyetini görürsünüz Dik başlı efendilerinin HAKKA,HAKKANİYETE. Çiçek solur ciğerleriniz Bir yudum suyunda kuvvet bulursunuz dağlarının her ne kadarda erezyona uğramışsada geleneklerimiz HOŞGELDİNİZ diyebilen samimi bir yüz sımsıcak bir merhaba bulabilir ve uğurlarken ardınızdan bir kova su döktürecek dostluklar bırakırsınız. Yani hep "kırk yıllıktır kahvelerinin hatırı" Sözün kısası Yaşamak güzeldir bu vatan toprağında,bu güneşin bizden doğduğu ama bizden olmadığı topraklarda. Deniz seviyesinden 1950 metre yükseklite geniş bir platonun kenarında sırtını palandökene dayamış önünde gavur dağlarını seyreyler durur kimbilir belkide o dağların arkasında biryerlerde kendine hasret gurbet kuşlarının dönüş hayallerini kurar...... selam ve sevgilerimle Rafet YILMAZ
Ziyaretçi Defteri
Abdullah KIRMIZIASLAN
Selamaleyküm; Canip Abi Babami buraya getirdik bir hafta hastahanede yatti. Suan evde;haftaya baska bir sehire gidecek orada konusma terapisi yapilacak. Ama Allah a sükürler olsun suan Camii ye gidip mukabale dinleyebiliyor. Kolunuda yavas yavas oynatabiliyor. Insaallah oda düzelecek. Unutma konusuna gelince nicin unutalim ki Ben her yerde bir hemserim akrabam varmi yokmu diye hep arastirmaya sormaya gayret göstermisimdir. Almanya ki köylülerimizle görüsmeye calisiyorum. mns le konusma suan biraz vakit sikintisi var ramazandan sonra suan cak fazla calisaiyorum. Tüm tanidiklara selamlar saygilar. Canip Kirmiziaslan, Ekrem Altuntas, Metin Güler,Erol Kirmiziaslan (Degerli Abim),Ve Diger genc kardeslerime kucak dolusu selamlar. Allah a emanet olun....
Ekrem Altuntas
TÜRK TÖRESI
Türk Töresi: Türk hukuku, Türk nizami demektir. Türk Töresinde her Türkün Toplum icindeki yeri, sirasi ve vazifeleri belirli kaidelerle tesbit edilmistir. Türk milletinin teskilatlanmasi, Türk devletinin ve ordularinin teskilatlanmasi hep bu töre esaslarina göre olmustur. Tarihte karsilastigimiz o büyük Türk medeniyeti, Türk töresinden, Türk zekasindan, Türk kabiliyetinden dogmustur.
Türk Töresi: Evvela Türk milletinin kuvvetine, büyüklügüne inanmak demektir.
Türk töresi yüksek vazife duygusu demektir. Türk töresi, devlet hizmetinde, insanlarin munasebetlerinde millete hizmet ve insanlara saygiyi esas alir. Türk töresi büyüye saygi, kücüge sefkat ve sevgi demektir. Türk milleti agirbasli, vakarli, ciddi, cok konusmayan, gerektigi zaman az ve öz konusan, sogukkanli olan, birden öfkelenmeyen, cesur, ahlakli, azimli, sözüne ve vazifesine sadiktir. Büyüyünün emrinden cikmamak, kücüge karsi sevgi, sevkat göstermek, onu itaat altinda bulundurmak, hakka riayet etmek Türk töresinin esas unsurlaridir. Türjkler bütün devletlerini bu töre ile kurmuslar, töreyi bozuncada yikilmislar. Töreli olalim, Töremize sahip olalim. Töreli yasiyanlara selam olsun.
ağaserli canip
VE ALEYKÜMSELAM:Saygı değer amca oğlu
Abdullah bey:Bizdende sizlere selamlar olsun;sağ olasın,bizleri unutmamışsın;o güzel satırlarında bize de yer ayırmışsın.İnan çok memnun oldum.Haci amcamı merak ediyorum; durumu nasıl oldu inşallah eski sağlığına kavuşur.Amca oğlu msn nen bende var.Neden açmıyorsun?Açta görüşelim.Haci amcamla ablamla konuşalım.Neyse,benimde üç tane kırık dersim kaldı;kısmet olursa bu hafta sonu sınava gircem.Eğer bu üç dersi verebilirsem diplomayı alacam ,yoksa bir daha ki seneye kalcam;onunda biraz sitresi üzerimde.Aayrıca biliyorsunuz başka problemlerimiz devam etmekte.Hukuki yollardan gereğini yapmaya çalışıyorum.iki üç davamız var şu anda.ALLAH sonumuzu hayır etsin.Seni hasretle kucaklıyarak,gözlerinden öpüyorum.Haci amcamın ablamın elerinden öpüyorum.Herkese selamlar.ALLAH\'a emanet olun.
Ferhat
Ne mutlu, sevgiyi kendine rehber yapıp yürüyenler.Yazıklar olsun,içindeki sevgiyi sezemeyip bütün bir ömürboyu kör ve sağır yaşayan talihsizlere.
BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN RAMAZANI HAYIRLI OLSUN.
EROL KIRMIZIASLAN
Ekrem abi evet ben istanbulda yaşıyorum hayat mücadelesi devam edip gidiyor. ekrem abi Metin Güler rahmetli mustafa çavuş un torunu Refet Güler de Metin Gülerin oğlu
Kardeşim Abdullah burada seni görmek ne güzel yazıların devamını bekleriz.
Tüm hemşehrilerimizin ramazanı şeriflerini tebrik eder herkese saygı ve selamlarımı iletirim.