TORTUM tortum@tortum.com     
 
   chat
Arama :
   Takvim
    SİZİN ŞİİLERİNİZ

KOCAKURT

Ve aleyküm selaam....

Buyur hele buyur,
Bu ne bahtiyarlık bu ne mutluluk
Hoşgeldin Kocakurt.

Vallahi gönlüm seni ummuştu
Epeydir nerelerdeydin
İnan hasret küzem seninle dolmuştu
Ne iyi ettinde geldin.

Sen gelmeseydin
Bu gün yarın ben sana gelecektim
Sende bu sıralar geciktin
Hem kendini hem muhabbetini özlettin.

Hayrola Kocareis !

Nedir o yüzündeki elem,
Nedir seni bu hale koyan yeis,

Adamı çatlatma yine
Söylesene neler oldu
Nedir bu kalmakal
Nedir efkarın ,
Sana yakışmıyor bu hal
Söyle Allah aşkına nedir mevzuu
Niye gözlerinde mor halkalar
Niye çatık kaşların.

Hay Allah !
Dolaştı elim ayağım
Hele otur
Otur da birer kahve söyleyelim.


Söylesene..

Dert almayamı,
Gam satmayamı geldin,
Derdin başım gözüm üstüne
Canımla beraber
Buyur can dostum
Bende anlamadım
Ulan zembeleksiz felek nedir bize kastin

Aldırma be Reis..
Bu dünya böyle gelmiş böyle gider
Sen gel hele gel, Buyur gönlümün baş köşesine

Biz zaten
Ne zaman denk gelmiştik ki
Hayatın zevkine dünyanın neşesine
Boşver be Reis
Yak sıgaranı, sıgaranla tazele
Daldın, unuttun yine soğudu kahve

Heyy gidi KOCAKURT

Sen ki,
Amansız pusu geçerken bile
Sevdanı sürüp gönül mavzerine,
Karanlığı yırtan
Aç sırtlan ulumalarına aldırmayan
Sinendeki yaraları sevginle saran
Umudun tükendiği gamda bile
Taş duvarlara
Sitem etmeyen adam.






Söylesene KOCAKURT

Yine hangi dosttan ihanet vurgunu yedin
Seni böyle yaralayan hangi puşşt
İnanmıyorum sen bu hale nasıl geldin,
Kimler gam düşürdü yüzüne
Bu nem nasıl yürüdü gözlerine
Gerçi halin aşikar amma…
Benimkide
Laf ola beri gele işte.

Bilirim gitsede başın
Gönlündekiler dökülmez kelama
Hislerin düşmez lisana,

Söylesene be Reis,
Nedir bu bilinmeyen sır çözülmeyen muamma
Kırgınlıklarımız hep bizimlemi gidecek mezara.

Söyle be Reis
Nedir bu mutsuzluk
Nedir gözlerindeki umutsuzluk
Niye biz gönül hapsinde
Niye sırlarımız tabutluk.

Allah aşkına !
O tarafa suskunmu gideceğiz
Bedenimizle beraber
Sırlarımızıda mı gömeceğiz.

Yine Tegafül eyleyip
Vefadan,erdemden,diğer gamlıktan
Hep biz mi bahsedecegiz
Allah aşkına bu kavanoz dipli dünyanın kahrını
Hep bizmi çekeceğiz



KOCAKURT
O dinmeyen yalnızlığın girdabında bile
Fikrimizi prangalayıp mazideki güzelliklere
Hep hayalde yaşattık maziyi
Yokluktaki varlığı,yalnızken çokluğu
Bir lokmada paylaşılan zeytini.

Aldırmadık biz,
Ruhumuzu inciten ıslak joplara,kör kurşunlara
Hainler bizim çığlıksız feryatlarımızda bulurken zevklerini,
Biz ne umutlar sığdırmıştık
On dakikalık voltalarla karacık avlulara,
Kahpe kurşunların cenderesinde
Karanlığa inat,umutsuzluğa isyan
Bir sadık güvercinimiz vardı gönül penceremizde.

Sadece bizi değil,
Dünyayı kurtaracak umutlar beslerdik içerimizde,
Dertlerimizi paylaşırdık
Soğuk demirlerle kara gecelerde,
Taş duvarlarla ağlaşırdık
Boşa giden emeklerimize,kaybolan gençliğimize

Ama bugün ahh bugün
Acımasız yalnızlığın geçit vermeyen derbentlerinde
Kahpe kurşunlar sıkıldı
Dostların elleriyle yüreklerimize.

Aaah KOCAKURT
Seni bilmem amma
Vallahi ben yeğlerdim bu güne,
Keşke yıllarca kalsaydım
Soğuk mahsenlerde, en acımasız işkencelerde.
Beni deli eden dünleri
Bugün unutturdu
Satılmışlığım, aldatılmışlığım,kullanılmışliğım
Kurşundan ağırmış
Umudun tükendiği gama atılan dost gülleri.
Velhasıl Kocakurt

Ben bugünde değil dünde yaşayacak adammışım
Vallahi cennetmiş bize
O soğuk zindan,

Kocakurt sen derdin ya…

Bu vefasız dünyada umutla yaşar insan
Ve harcandıkça, aldatıldıkça büyür adam.

Sadede gelirsek kocakurt
Hem sana hem bana gülmedi hayat
Sen benden beter ben senden berbat VESSELAM......


EROL ERGEDİK
TORTUM KONAK MAHALLESİ

2008

''DARGINIM''

Dar günde,umutla beklediğim an
Bir selam vermeyen kula dargınım
Yusuf gibi,kör kuyuyuya düşerken
Elimden tutmayan ele dargınım

Kader çizgisinde yürür gideriz
Umut dünyasında,hayal güderiz
Her zaman ağlarız,bazen güleriz
Kem söz edip kıran dile dargınım

Ayakta durmaya yoktur mecalim
Dört gözle beklerim,gelsin ecelim
Ne ayağım tutar ne tutar kolum
Genç yaşta kırılan bele dargınım

Zor günümde,tanımayan bilmeyen
Çaresi var iken,merhem olmayan
Ömür boyu,gönlümüze girmeyen
Riyakar dost,para pula dargınım

Beni vatanımdan alıp götüren
Sıladan uzakta,hep süründüren
Bizi,bizden alıp, toprağa veren
Dostumdan ayıran yola dargınım

Çok çileler geldi geçti başımdan
Felek ayrılmadı,bir gün peşimden
Yastıklar ıslandı,her gün yaşımdan
Gözümden çağlayan sele dargınım

Gönlümüz kırıktır,yüzümüz gülmez
Yürekte neler var hiç kimse bilmez
Belki,devran döner,hiç belli olmaz
Ocağım söndüren yele dargınım

Canip der:sabreyle teslim ol hakka
Derdimiz bir değil,çekemez okka
Böyle gelmiş böyle gitmez mutlaka
Kanıyor yaramız ,hele dargınım.
                                                     AĞASELİ CANİP

NEFİS

Esir eder kendine yürekleri mühürler
Acıyı tatlı eder, tatlı aşın zehirler


Batıl, fitne, yalandır, şehvettir güzergâhı
Dil Hakkı tespih etmez unutunca dergâhı


Durulmaz onla akan sular durgun aksa da
Tövbe bilmez nefaset kendi kendin yaksa da


İlahi bir kapının olmaz bekçisi kulu
Kibirdir baş mertebe nefis her şeyden ulu


Kul olunca nefisine kişi çok arsızlaşır
Akılla dolu başın hallerine sızlaşır.


Gün bu gündür hep ona yarına yeni plan
Zevk, sefa, eğlenceden geriye kalan, yalan


Şu nankör olmasaydı sapmazdı yoldan insan
Köle olunca ona hal olur hep perişan


Uyan ey deli gönül, şu nefse artık gem vur
Bak her şeyin kaybettin kalmadı şeref, onur


Günahsız olmak kolay nefsini yense insan
Besmeleyle başlayıp Allah dese bir lisan


Ateş ateşte yanar, ateş olup kudurur
Ateşten de yakıcı düşman yanında durur


Rabbim bana yardım et, uydurma sen nefsime
Nasip et salavatı n’olur son nefesime


Bahattin varsa aklın düşme tuzağa sakın
Düşmanından uzak dur ol hep Allah’a yakın.

Bahattin Kızılkaya

ANLAYAMADIN

Dertler senden geldi, senden her acı
Senden gelen derdin sensin ilacı
Derdin de devan da başımın tacı
Seni sevdiğimi anlayamadın.

Hüsranım oldu hep kimsesiz sabah
Ağarttı saçımı çektirdiğin ah
Ne, çaredir “keşke”, ne şimdi “eyvah”
Seni sevdiğimi anlayamadın.

Yılan eğrisinde kıvrımlı yollar
Beni bu sevdanın peşinden yollar
Hicran yaylasında dert sarar kollar
Seni sendiğimi anlayamadın.

Zemheride sana gonca gül derdim
Goncalara katıp, kalbimi verdim
Sana hep “bir tanem” “sevdalım” derdim .
Seni sevdiğimi anlayamadın.

Anlasan da beni anlamasan da
Dinlesen de beni dinlemesen da
Şenleşen de beni şenlemesen da
Seni sevdiğimi anlayamadın.

Bahattin Kızılkaya

GİTTİN YA

Buruk bir tebessüm aklımda kalan
Son göç ün ağıtı henüz bitmede
hüzünlü bir türkü dilim ucunda
İçimde o sonsuzluğa gitmede

Hasretler ard arda tren misali
Yanık bir ıslığı andırır rüzgar
Raylar bedenimde tren içimde
Geçmede ruhumdan bomboş vagonlar

Kimsenin sorduğu aradığı yok
Gölgeme çarpıyor dönüyor sesim
Kahrolurum onsuz uzun geceler
Kendimi sarıyor kendi nefesim
Rafet YILMAZ


GİT
Çıksana hayatımdan ömrümü verdiğim sır
Yakma yanan kalbimi tatmadığım ilk aşkım
Girme gecelerime uykumu bölen kusur
Git haydi daha dönme yanarsa içim yansın
Rafet YILMAZ



Ve leyl i nazarın o mah ı siman
Nihayet perişan eyledi ruhum
ne ben koydu bende ne koydu iman
Bedbaht yüreğimde bitti gururum
Rafet YILMAZ



Mahmurluğa büründü alemde bitti ahkam
Sindi Leyl in koynuna uykunun ahangiyle
Çıtı yok rüyaların ,sükut içinde mekan
Bozdu bu sırrı şafak yeni günün rengiyle
Rafet YILMAZ


Ufuklarda bulutlar kızarırken sessizce
Rüzgarlarda uçuşan saçlarını göreyim
Doldu bir ikindide yüreğime sinsice
Sevgin taşınmaz oldu dönde geri vereyim.
Rafet YILMAZ


En son çizgisinde kaybolup gider
Ufkun kızılının en ötesine
Sevdam türkü olur tüterde tüter
Hasretin en uzak iklimlerine

Dolar yüreğime bir bezgin yangın
Dolaşır pervasız damarlarımda
Kaynatır kanımı tutuşur sevdam
Uzak gurbetlerin akşamlarına

Artık ne ar kalır ne edep bende
Sevdam bir günahtır şimdi bedende
O soysuz ardına dönüp gidende
Bende yere bakan bir yürek kalır
Rafet YILMAZ


Kapkara oldu dünya ışıklar cılız cılız
Söndürdük hakikatin nurlu fenerlerini
Adamlar arda kaldı makamlar doldu moloz
Münafıklar dünyaya sundu hünerlerini

Tarumar oldu alem yok oldu edep namus
Gecelerde rüya yok ,uykular doldu kabus
Zorlaştı konturolü tümör habismi habis
Kahramanlık terketti mertlik siperlerini

Herbir yöne esmede rahmeti yok rüzgarlar
Her köşeye kurulmuş fesat kazanı kaynar
Gündüz geceye uymuş günler bile riyakar
Rahmet yağan bulutlar kıstı pınarlarını
Rafet YILMAZ


Tarifi endamın sevdadanda zor
Derin bakışların deryayı hazar
Yanılsam eylesem bir aşkı nazar
Yanar bakışlarım düşer yerlere

Ey mah yüzlü sevdam ay şems i nurum
Yakar nazarımı kavurur nurun
Rezil rüsva olur biter gururum
Pervane olmaktan boş hayallere
Rafet YILMAZ

ERZURUMDA AKŞAM

Turuncu bir mevsim ufkun üstünde
Sonsuz meçhullere uçmada kuşlar
Bıçak gibi keskin hasret içimde
Hüznümü deşmede sonsuz uçuşlar

Titrek bir göz kırpış soluk güneşte
Güz akşamlarına esmede yeller
Kuşkulu alaca vurdu yerlere
Köşe başlarına sindi gölgeler

Serildi ovaya tülden bir akşam
Gömüldü gecenin içine yaşam
Yanık bir türküdür gönülden taşan
Şu yüce dağları duman kaplamış.
Rafet YILMAZ

BENİM AHVALİM:

Ne gündüzüm gündüz,ne gecem gece
Ben gülü dalında gördükten sonra
Öldürürür bu sevda beni gizlice
Bir hoyrat dalından kırdıktan sonra

Ne güneş doğuyor karlı dağıma
Ne bülbül geliyor bahçe bağıma
Kıranlar iniyor şen ocağıma
Ok vurup sinemi yardıktan sonra

Ne bahar geliyor,ne kış bitiyor
Ne sevda tükenip gönül geçiyor
Ne gözüm görüyor aklım yetiyor
Felek sillesini vurduktan sonra

Tasada bu gönül artık gülmüyor
Bulutlar başımda,güneş doğmuyor
Şimşekler çakıyor,yağmur yağmıyor
Bu sevda benimle olduktan sonra

Hayali kayboldu,sevgisi serde
Sevgili dermandır,bütün her derde
Dünyada değilde belki mahşerde
Kavuşur aşıklar öldükten sonra

Canibim bahçede bir dal misali
Hazana uğradım döktüm gazeli
Keşke görmeseydim,huri güzeli
Gidip de ellerin olduktan sonra!
04/05/2000
Ağaserli Canip

KADER

Bir gülün sevdası,sardı serimi
Od sineme düştü,kül asumana
Canımı uğruna edeydim heder
Rıza'i takdirdir,kul masumane

Dalmışım çıkamam arzın yerine
Tasavvur eyleyip düştüm derine
Ne altı ne üstü yoktur görüne
Salmışım yelkeni derin ummana

Sevdaya düşmüşüm,görmüyor gözüm
Zaten yaralıyım,çünkü öksüzüm
Zaybettim kendimi idraksiz sözüm
Yanarım dönerim şama pervane

Bu sevda hiç beni etmedi iflah
Her derde dermanı veriyor ALLAH
Herkese elveda deyip eyvallah
Yetişem ahrete giden kervana

Canibim gülsemde içim kan ağlar
Yüklense derdimi çekemez dağlar
Viran oldu bağım,soldu yapraklar
Ağlarım gözlerim döndü giryana

15/03/2005
Ağaserli canip

MAZİ'M

Çavdar ekmeğini soğuk su ile
Katık edip zorla yutmuşam dadaş
Hem inek hem öküz hem de kuzuyu
Kireçli dağında gütmüşem dadaş

Tohumu ekerdik cılga çift ile
Dağ taş cıvıl cıvcıl halk kitle kitle
Boğuşur dururduk sirke bit ile
Harampetin sırtta yatmışam dadaş

Sekide kalırdık ahır kokmazdı
Soğukta dışarı kimse çıkmazdı
Çeşmeler donardı sular akmazdı
Ayazda çok nöbet tutmuşam dadaş

Ramazan gelirdi yüzler gülerdi
Herkes namaz kılar dilek dilerdi
Büyükler konuşur küçük dinlerdi
Hikaye,çok masal satmışam dadaş

Saatimiz yoktu,sabah namazı
Kaçırır dururduk,gah bazı bazı
Şafağı beklerdik,açsın gök yüzü
Horozla uyanıp,ötmüşem dadaş

Ne şampuan vardı ne kalgon derdi
Ne milangaz derdi ne de tüp derdi
Ben çalı toplardım anam üflerdi
Bacadan dumanla tütmüşem dadaş

Ne enflasyon vardı nede işsizlik
Yoktu hayasızlık yoktu dinsizlik
Herkes saygılıydı yoktu densizlik
Büyüğe hep hürmet etmişem dadaş

Canibim aç kaldım açım demedim
ALLAH'a şükrettim haram yemedim
Ne çamur ne yağmur ne kar demedim
Tortumda okula gitmişem dadaş

AĞASERLİ CANİP

Ben şimdi çok uzaklardayım
Bedenimi rüzgârlara bıraktım
Ruhum Allah’a emanet
Sen kim bilir nerdesin, kimlerlesin?
Arzuların doruğunda sırılsıklam duygular
Sen her şeyden uzak
Ama hatıralarla yanımdasın
Bağlamıştım hayatımı saçının bir teline
Öpmüştüm gözyaşlarını
Islak yanaklarını sildiğim mendili hala saklıyorum
Saplanmış bir hançer gibi göğsüme.
Kulağımda cıvıl cıvıl sesin
Ve karşımda alev alev nefesin
Dokunur bedenime kor gibi tenin
Aah nerde şimdi
Bakarak kaybolduğum cennet rengi gözlerin.

Sana sitem etmeye kıyamıyorum canım benim,
Okyanuslar kadar derin sevgimi sana adadım
Varlığıma vesile oldun vefasız olsan da
Hep seni aradım sensiz boş sokaklarda
Belki rüzgârda kokunu duyarım diye.
Hayallerime sarıldım,
Tutup ellerinden dolaştım saatlerce
Sarılıp o incecik beline öptüm gül dudaklarından,
Okşadım saçlarını sarhoş olana kadar.
Ay ışığının yapraklarda gezdiği gibi
Sarıldım, kayboldun kollarımda
Yanağın yanağımda.
Göğüslerinde eridi sinem
Kolların dolarken boynuma
Yağmur çiseliyordu yavaş yavaş gözlerinden
Dudak dudağa
Sonra yığıldın kollarıma
Arzuların en uçarısında doruklarda
Islatırken ruhumu senle dolu her zerre
Umudumu sana bağladım
Zülfünün tellerinde kaderim
Her an yele kapılır gibi
İsimsiz şarkılarda sen yankılandın
Yarınım diye sana koştum
Emelimi ıslak mısralara gömdüm.
Kızıl ışıklarla gündüzler gece oldu
Karanlığıma sen ışıdın pırıl pırıl
Acımadan vuran da sen.

Neyleyim ben seni, söyle neyleyim
Dilim varmıyor ki
Bu aşk bitti, elveda diyeyim
Ne sevgilim oldun, ne de düşmanım
Aldırmadın çaresizliğime
Dindirmedin için için kanayan kalbimin feryadını.
Bir aciz kulum ben yanar bedenim
Yazılmış alnıma yarım aşk benim
Adınla süslensin beyaz kefenim
Gözyaşımla yıka beni sevgilim

Neyleyim ben seni,
Söyle senin gibi sevgiliyi neyleyim
Aşkımı kalbime gömüp
Bu son mektupla seni terk eyleyim.
Bahattin KIZILKAYA

Bu şiir sevgili öğrencim ve evladım Orhan Ataman için.
Sevgilerimle

GÖÇ
Budandı dallarım, kurudu bahçem
Peynirsiz ekmeksiz dürüldü bohçam
Cepheden dönmedi gencecik kocam
Ben de vatanımdan koptum gidirem

İki yaşındaydı henüz Mehmet’im
Yanıma kâr kaldı onca zahmetim
Uzaktan uzağa gelsin rahmetim
Mezar taşlarını öptüm gidirem

Her ne gelir ise Hüda’dan gelir
Ezeli, ebedi yalnız O bilir
Zalimin cezası bir gün verilir
Sıdk ile Allah’a taptım gidirem


Yurdumun tapusu mezar taşımız
Aldınız elimden ekmek-aşımız
Doğrulacak elbet eğik başımız
Balta, kazma, nacak kaptım gidirem.

Gidiren sanmayın dönmeyeceğim
Tortum’u kimseye vermeyeceğim
Hilal misaliyim sönmeyeceğim
Bayrağımı kefen yaptım gidirem

Bahattin Kızılkaya

HER TÜRK ASKER DOĞAR ŞAHİN BAKIŞLI

Bilmez idim nasıl zulüm görmüşüz
Dedem anlatırdı gözleri yaşlı
Önlerine etten siper örmüşüz
Katledilmiş çocuk genç ile yaşlı

Yaşlar süzülürdü aksakalından
Kocaman bir kambur çıkmış dalından
Hainden soysuzdan ve çakalından
Bacağında şarapneli nakışlı

Un yok ambarlarda tekne boşanmış
Hayvanlar aç susuz merekler yanmış
On yaşında çocuk silah kuşanmış
Çok derin bakışlı ve çatık kaşlı

Devlet bir savaşta millet perişan
Her taraf kan gölü ağlıyor vatan
Yardım et bizlere Ulu Yaratan
Dilimiz duada gözümüz yaşlı

Elleri kınalı taze gelinler
Sessiz çığlıkları duvarlar dinler
Cesetler sahipsiz yaralı inler
Şiirler hep ağıt sözümüz yaşlı

Doğrul ey Dadaşım vatan perişan
Uyan ey Türkoğlu atan perişan
Kanını toprağa katan perişan
Ocağımız sönmüş, közümüz yaşlı

Bahattin diyor ki kanım Türk kanı
Aziz bildim, candan aziz vatanı
Ceddine bak gardaş, kendini tanı
Her Türk ASKER doğar şahin bakışlı
Bahattin Kızılkaya


   Ziyaretçi Defteri
Abdullah KIRMIZIASLAN
Selamaleyküm; Canip Abi Babami buraya getirdik bir hafta hastahanede yatti. Suan evde;haftaya baska bir sehire gidecek orada konusma terapisi yapilacak. Ama Allah a sükürler olsun suan Camii ye gidip mukabale dinleyebiliyor. Kolunuda yavas yavas oynatabiliyor. Insaallah oda düzelecek. Unutma konusuna gelince nicin unutalim ki Ben her yerde bir hemserim akrabam varmi yokmu diye hep arastirmaya sormaya gayret göstermisimdir. Almanya ki köylülerimizle görüsmeye calisiyorum. mns le konusma suan biraz vakit sikintisi var ramazandan sonra suan cak fazla calisaiyorum. Tüm tanidiklara selamlar saygilar. Canip Kirmiziaslan, Ekrem Altuntas, Metin Güler,Erol Kirmiziaslan (Degerli Abim),Ve Diger genc kardeslerime kucak dolusu selamlar. Allah a emanet olun....
Ekrem Altuntas
TÜRK TÖRESI Türk Töresi: Türk hukuku, Türk nizami demektir. Türk Töresinde her Türkün Toplum icindeki yeri, sirasi ve vazifeleri belirli kaidelerle tesbit edilmistir. Türk milletinin teskilatlanmasi, Türk devletinin ve ordularinin teskilatlanmasi hep bu töre esaslarina göre olmustur. Tarihte karsilastigimiz o büyük Türk medeniyeti, Türk töresinden, Türk zekasindan, Türk kabiliyetinden dogmustur. Türk Töresi: Evvela Türk milletinin kuvvetine, büyüklügüne inanmak demektir. Türk töresi yüksek vazife duygusu demektir. Türk töresi, devlet hizmetinde, insanlarin munasebetlerinde millete hizmet ve insanlara saygiyi esas alir. Türk töresi büyüye saygi, kücüge sefkat ve sevgi demektir. Türk milleti agirbasli, vakarli, ciddi, cok konusmayan, gerektigi zaman az ve öz konusan, sogukkanli olan, birden öfkelenmeyen, cesur, ahlakli, azimli, sözüne ve vazifesine sadiktir. Büyüyünün emrinden cikmamak, kücüge karsi sevgi, sevkat göstermek, onu itaat altinda bulundurmak, hakka riayet etmek Türk töresinin esas unsurlaridir. Türjkler bütün devletlerini bu töre ile kurmuslar, töreyi bozuncada yikilmislar. Töreli olalim, Töremize sahip olalim. Töreli yasiyanlara selam olsun.
ağaserli canip
VE ALEYKÜMSELAM:Saygı değer amca oğlu Abdullah bey:Bizdende sizlere selamlar olsun;sağ olasın,bizleri unutmamışsın;o güzel satırlarında bize de yer ayırmışsın.İnan çok memnun oldum.Haci amcamı merak ediyorum; durumu nasıl oldu inşallah eski sağlığına kavuşur.Amca oğlu msn nen bende var.Neden açmıyorsun?Açta görüşelim.Haci amcamla ablamla konuşalım.Neyse,benimde üç tane kırık dersim kaldı;kısmet olursa bu hafta sonu sınava gircem.Eğer bu üç dersi verebilirsem diplomayı alacam ,yoksa bir daha ki seneye kalcam;onunda biraz sitresi üzerimde.Aayrıca biliyorsunuz başka problemlerimiz devam etmekte.Hukuki yollardan gereğini yapmaya çalışıyorum.iki üç davamız var şu anda.ALLAH sonumuzu hayır etsin.Seni hasretle kucaklıyarak,gözlerinden öpüyorum.Haci amcamın ablamın elerinden öpüyorum.Herkese selamlar.ALLAH\'a emanet olun.
Ferhat
Ne mutlu, sevgiyi kendine rehber yapıp yürüyenler.Yazıklar olsun,içindeki sevgiyi sezemeyip bütün bir ömürboyu kör ve sağır yaşayan talihsizlere. BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN RAMAZANI HAYIRLI OLSUN.
EROL KIRMIZIASLAN
Ekrem abi evet ben istanbulda yaşıyorum hayat mücadelesi devam edip gidiyor. ekrem abi Metin Güler rahmetli mustafa çavuş un torunu Refet Güler de Metin Gülerin oğlu Kardeşim Abdullah burada seni görmek ne güzel yazıların devamını bekleriz. Tüm hemşehrilerimizin ramazanı şeriflerini tebrik eder herkese saygı ve selamlarımı iletirim.
Oku || Yaz
   Hava Durumu
|| ANA SAYFA || COĞRAFİ DURUMU || BELDELERİMİZ,KÖYLERİMİZ VE İRTİBAT ADRESLERİ || YÖRESEL ÖZEL || ZİYARETÇİ DEFTERİ || RESİM GALERİSİ || HABERLER || CHAT || ESKİMESAJLAR || NOSTALJİ || GERİ GELEN ADAM ( İ R Ü) || SİZİN ŞİİRLERİNİZ || TORTUMDAN BAKIŞ (Bahattin KIZILKAYA) || GURBETTEN SILAYA (Rafet YILMAZ) ||
   Tüm Hakları TORTUM tortum@tortum.com 'na Aittir. © 2008